Science Po Üniversitesinden Orta Doğu uzmanı ve tarihçi Prof. Jean-Pierre Filiu, Le Monde için kaleme aldığı '2025: Avrupa'nın Gazze Şeridi'ni terk ederek Ukrayna'yı zayıflattığı yıl' başlıklı yazısında, AB'nin Gazze tutumunun Ukrayna müzakere masasındaki konumuna etkilerini ele aldı.
Gazze'de çifte standart, Ukrayna'da güç kaybı
Filiu, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in 7 Ekim'in hemen ardından İsrail'e giderek AB adına 'destek' açıklaması yapmasının, Birliği uzun süreli bir siyasî çıkmaza sürüklediğini savundu.
Avrupa'nın Gazze konusunda izlediği çifte standartlı yaklaşımın, ABD'ye karşı Ukrayna dosyasında manevra alanını daralttığını belirten Filiu, bunun aynı zamanda AB'nin Orta Doğu'da etkili bir aktör olmasının önünde engel oluşturduğunu ifade etti.
Filiu'ya göre AB Komisyonu, Donald Trump'ın ABD'de yeniden iktidara gelmesinin ardından, Gazze'deki İsrail yanlısı tutumunu Washington çizgisine daha da yaklaştırarak, ABD'den Ukrayna konusunda destek almayı umdu. Bu çerçevede, ABD'nin 'Gazze Şeridi'nin kontrolünü devralabileceği' yönündeki açıklamalara dahi sessiz kalındığını hatırlattı.
Küresel itibar erozyonu ve yaptırım çelişkisi
AB'nin bu yaklaşımının küresel itibarına zarar verdiğini vurgulayan Filiu, Gazze konusundaki sessizliğin ABD tarafından bir zayıflık göstergesi olarak algılandığını ve bunun Avrupa'ya yönelik yeni meydan okumaları cesaretlendirdiğini dile getirdi.
Filiu, Rusya'ya karşı 17 ayrı yaptırım paketini kabul eden AB'nin, Gazze'de açlık yaşanmasına rağmen İsrail'e yönelik herhangi bir yaptırım uygulamamasına dikkat çekti. Ayrıca üye ülkeler arasında Filistin'in tanınması konusunda derin görüş ayrılıkları bulunduğunu belirterek, bu durumun Birliğin tutarlı ve inandırıcı bir dış politika üretmesini zorlaştırdığını kaydetti.
AA

