Piyasa verileri yükleniyor...
Fay sayısı arttı, 485’ten 700’e çıktı: Türkiye daha mı riskli hale geldi?

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından güncellenen Türkiye Diri Fay Haritası, ülkedeki aktif fay hattı sayısının 485'ten 700'e yükseldiğini ortaya koydu.

HABERIN DEVAMI

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA), 13 yıl aradan sonra Türkiye Diri Fay Haritası’nı güncelledi. Ayrıntılı saha çalışmaları ve akademik araştırmalar ışığında yapılan güncelleme, Türkiye’nin sismik hareketliliğine dair verileri yeniden şekillendirdi. Özellikle 2023 yılında yaşanan Kahramanmaraş merkezli büyük depremlerin ardından hız kazanan çalışmalar sonucunda, kayıtlı aktif fay sayısı 485’ten 700’e çıktı.

Yapı Tasarımlarında Yeni Yaklaşım Gerekliliği

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Eyübhan Avcı, aktif fay sayısındaki yaklaşık yüzde 44’lük artışın, deprem riskinin daha net ve ayrıntılı bir biçimde ortaya konulması anlamına geldiğini belirtti. Prof. Dr. Avcı, "Bu durum, özellikle yapısal tasarımlar ve risk analizleri konusunda mevcut yaklaşımlarımızı yeniden gözden geçirmemizi gerektirmektedir. Yeni yapılacak binalarda güncel fay verileri dikkate alınmalı, sahaya özgü analizlerle deprem ivmeleri daha doğru belirlenmeli ve tasarımlar buna göre yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.

AKTIF-FAY-SAYISI-YUZDE-44-ARTTI-YENI-Y_1381550_410250.jpg

"Risk Yeni Oluşmadı, Daha Netleşti"

Açıklanan 700 fayın aslında uzun süredir var olduğunu ancak detaylı incelemelerin yeni tamamlandığını vurgulayan Prof. Dr. Avcı, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Paleosismoloji alanındaki çalışmaların tamamlanmasıyla fayların konumları haritalara daha ayrıntılı işlendi. Fay sayısının artması, deprem tehlikesinin daha yaygın olduğu bölgelerin görünürlüğünü artırdı. Aslında risk yeni oluşmuş değildir; ancak güncellenen veriler sayesinde risk daha şeffaf bir şekilde ortaya konmuştur. Bundan sonra yapılacak bina tasarımlarında bu yeni verilerin dikkate alınması, birçok bölgede sahaya özgü analizleri zorunlu kılabilir."

Sahaya Özgü Analizlerin Önemi

Prof. Dr. Avcı, deprem yönetmeliğinin AFAD tarafından yayımlanan spektrum değerlerinin kullanılmasını veya sahaya özgü analizlerin yapılmasını öngördüğünü hatırlattı. Zeminin, fayların ve yapı alanının birebir modellendiği "sahaya özgü analizlerin" çok daha gerçekçi sonuçlar verdiğini belirten uzmanlar, özellikle yumuşak zeminlerde deprem yükünün yapıya aktarılma biçiminin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.

AKTIF-FAY-SAYISI-YUZDE-44-ARTTI-YENI-Y_1381552_410250.jpg

Mevcut binaların deprem performans analizlerinde de güncel haritaların esas alınması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Avcı, "Vatandaşların artık ‘Deprem olacak mı?’ sorusundan ziyade, ‘Yapımı depreme nasıl uyumlu hale getirebilirim?’ sorusunu sorması ve yapılarını kontrol ettirmesi gerekiyor. Ruhsat aşamalarında belediyelere büyük sorumluluk düşüyor; sahaya özgü analizler artık birçok alanda standart hale gelmelidir" dedi.

Fay Sayısının Azlığı Güvenli Bölge Anlamına Gelmiyor

Marmara, Ege ve Doğu Anadolu bölgelerinde aktif fayların kümelendiğini ifade eden Prof. Dr. Avcı, fay sayısının az olduğu bölgelerin "risk düşüktür" şeklinde yorumlanmaması gerektiği uyarısında bulundu. Kahramanmaraş depremlerinin, çevre illerin de ne kadar büyük etki altında kalabileceğini gösterdiğini belirten Avcı, zemin özellikleri ve yapı kalitesinin deprem güvenliğinde belirleyici rol oynadığını hatırlattı.

AKTIF-FAY-SAYISI-YUZDE-44-ARTTI-YENI-Y_1381553_410250.jpg

Bu habere tepkiniz ne?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...