Bakan Fidan’ın değerlendirmelerinde öne çıkan başlık, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek olan NATO Zirvesi’nin tarihi önemi oldu.
"Belki NATO tarihinin en önemli zirvesi olacak"
Bakan Fidan, son bir yıldır transatlantik güvenlik yapısının ciddi bir testten geçtiğini belirterek, Ukrayna Savaşı ile başlayan sürecin Avrupa ve ABD arasında büyük bir güven bunalımına yol açtığını ifade etti. ABD’nin eski Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna desteği ve NATO mekanizmaları konusundaki mesafeli tutumunun "konjonktürel değil, kalıcı" olabileceği uyarısında bulunan Fidan, Avrupa ülkelerinin artık ABD’siz bir güvenlik senaryosuna hazırlandığını vurguladı.
Temmuz ayında gerçekleşecek Ankara Zirvesi’nin bu yapısal sorunların tartışılacağı en hayati zemin olacağını söyleyen Fidan, "Belki NATO tarihinin en önemli zirvesi olacak" dedi. Zirveye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetlisi olarak Trump’ın da katılmasını beklediklerini kaydeden Fidan, Türkiye’nin bu süreçte sadece bir müttefik değil, yeni güvenlik sistemlerinin kurulmasında stratejik teklifler sunan ana aktör konumunda olduğunu hatırlattı.
Gazze Barış Planı ve ABD-İsrail İlişkilerindeki Vesayet Tartışması
Bölgesel krizlere de değinen Fidan, Gazze Barış Planı kapsamında Kahire’de MİT ve Dışişleri yetkililerinden oluşan heyetlerin yoğun bir diplomasi yürüttüğünü açıkladı. İsrail’in Gazze’yi insansızlaştırma niyetinin sürdüğünü belirten Bakan, uluslararası toplumun bu duruma karşı direnç göstermesi gerektiğini ifade etti.
İsrail’in bölgedeki varlığını ABD desteğine bağlayan Fidan, dikkat çekici bir "vesayet" analizinde bulundu. İsrail ile mücadelenin aslında ABD sistemiyle mücadele etmek anlamına geldiğini belirten Fidan, şunları kaydetti:
Siyonizm üzerinden Amerika'nın siyaset sistemini hacklemeyi başarmış bir zihin var. Amerika'nın menfaatine yaramayan işler, İsrail'in menfaatine olduğu için yapılıyor. Amerikan sistemi bu vesayetten kurtulma kavgasını kendi içinde veriyor.
Bakan Fidan ayrıca, 5. Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF) artık Batı merkezli sorun tanımlamalarının ötesine geçerek, Afrika'dan Balkanlar'a kadar tüm coğrafyaların kendi çözümlerini ürettiği bir küresel muhasebe platformuna dönüştüğünü sözlerine ekledi.

