Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel sistemin sessizliğini ve bölgesel güvenlik risklerini değerlendiren kapsamlı açıklamalarda bulundu. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan çocuk ölümlerine ve insanlık dramlarına dikkat çeken Erdoğan, uluslararası toplumun tepkisizliğini ve çifte standartlarını sert bir dille eleştirdi. Özellikle kriz bölgelerinde yaşanan acıların dijital dünyada yeterince yer bulmadığını vurgulayan lider, Türkiye'nin her zaman mağdurların ve mazlumların yanında yer almaya devam edeceğini belirtti. Küresel vicdanın kaybolduğuna işaret eden Erdoğan, konuya ilişkin oldukça çarpıcı ve düşündürücü ifadeler kullandı. Açıklamasının başında, insanlığın geldiği noktayı özetleyerek, "Henüz 6 yaşındaki kız çocuklarının 335 kurşun sıkılarak öldürüldüğü bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur olmasa ne olur." sözleriyle yaşanan sivil dramların ulaştığı boyuta dikkat çekti.
Sanal Alemin Sahte Vicdanı ve Mazlumlara Destek
Bölgesel çatışmalarda hayatını kaybeden çocukların durumuna geniş yer ayıran Cumhurbaşkanı, dijital dünyanın ve sosyal medyanın gösterdiği seçici tepkileri eleştirdi. İnsani krizlerin uluslararası medyada adil bir şekilde yer bulmamasını değerlendiren Erdoğan, "Aileleri tamamen yok edilen on binlerce Gazzeli Suriyeli çocuğun dramı sanal alemin sahte vicdanı sayesinde sürüsünden ayrılan penguen kadar gündeme gelmedi." ifadelerini kullandı. Dünyanın büyük bir vicdan tutulması yaşadığını belirten lider, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin bu adaletsiz tablo karşısındaki sağlam duruşunu şu sözlerle aktardı:
Vicdan tutulmasına uğramış böyle bir dünyada Türkiye olarak insanlığın vicdanı olması mücadelesini hep birlikte veriyoruz. Bu can bu tende olduğu müddetçe mazlumların yanında duracak, zulme rıza göstermeyeceğiz, baskılar karşısında sinmeyecek ve susmayacağız.
Hava Sahası İhlalleri ve Sınır Güvenliği Önlemleri
Milli birlik ve beraberliğin ülkenin geleceği için taşıdığı kritik öneme değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşların birbirine sıkıca kenetlendiği sürece istiklal ve istikbale uzanan tüm namahrem ellerin kırılabileceğini ifade etti. Türkiye'nin etrafında her geçen gün tırmanan ve yayılan çatışma ortamına dikkat çeken lider, ülkeyi bölgesel bir savaş ikliminin tam içine çekmek isteyen her türlü karanlık tertip, tuzak ve tahriklere karşı hükümet olarak son derece dikkatli ve tedbirli hareket ettiklerini bildirdi. Bölgede artan askeri hareketliliğin sınır güvenliğine yönelik doğrudan etkilerini değerlendiren Erdoğan, ulusal güvenliği sağlamak amacıyla alınan askeri tedbirleri şu cümleyle açıkladı:
Bu süreçte, dün gece olduğu gibi hava sahamızı ihlal eden her türlü tehdide yönelik gerekli önleme faaliyetlerinde de bulunuyoruz.
Ülkeyi Ateş Çukurundan Uzak Tutma Kararlılığı
Türkiye'yi çevreleyen kriz bölgelerindeki yakıcı ateşin ülke sınırlarına hiçbir şekilde sıçramaması için yürütülen çok yönlü politikalar da açıklamaların temel merkezinde yer aldı. Mevcut dış politika stratejisini ve devletin kırmızı çizgilerini özetleyen Erdoğan, "Ülkemizi bu ateş çukurundan uzakta tutmak birinci önceliğimizdir." diyerek temel hedeflerini kesin bir dille netleştirdi. Bölgede komşu İran topraklarına yönelik gerçekleştirilen askeri saldırılarla eş zamanlı olarak ülke içinde ortaya çıkabilecek toplumsal risklere de özel olarak dikkat çekildi. Tüm vatandaşları bilinçli ve sağduyulu olmaya çağıran Cumhurbaşkanı, "Sizlerden de İran'a saldırılarla eş zamanlı olarak köpürtülen mezhep ve etnik kökenli kışkırtmalara karşı çok dikkatli olmanızı istiyorum." sözleriyle uyarılarda bulundu. Son olarak, yeni dönemin hızla değişen dinamiklerine uyum sağlamanın ulusal bir zorunluluk olduğunu vurgulayan lider, şu ifadeyle konuşmasını tamamladı:
Tempomuzu artırmamız, daha çevik, daha atılgan olmamız gereken yeni bir döneme giriyoruz.


