İklim değişikliğiyle mücadelenin en kritik virajı olan Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi (COP31), 2026 yılında Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşecek. Greenpeace, bu tarihi zirve öncesinde Türkiye'den beklentilerini ve atılması gereken somut adımları açıkladı.
Gezegenin karşı karşıya kaldığı en büyük tehdit olan iklim değişikliği ile mücadelede uluslararası işbirliğinin merkezi sayılan Taraflar Konferansı (COP), 2026 yılında Türkiye'de toplanacak. Dünyanın dört bir yanından devlet başkanlarını, bilim insanlarını ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirecek olan COP31, Türkiye için sadece bir organizasyon ev sahipliği değil, aynı zamanda iklim politikalarını küresel standartlara taşıma fırsatı olarak görülüyor.
COP Nedir ve Neden Önemli
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında 1995 yılından bu yana her yıl düzenlenen COP zirveleri, küresel ısınmayla mücadelenin yol haritasının çizildiği en üst düzey diplomatik platform olma özelliği taşıyor. Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması gibi tarihi kararların alındığı bu toplantılarda, ülkeler sera gazı emisyonlarını azaltma hedeflerini güncelliyor ve iklim finansmanı konularını müzakere ediyor.
2026'daki zirvenin gündeminde ise küresel emisyonların azaltılması, gelişmekte olan ülkelere yönelik iklim finansmanı desteğinin artırılması ve iklim krizinden en çok etkilenen ülkeler için 'Kayıp ve Hasar Fonu'nun işler hale getirilmesi gibi hayati başlıklar yer alacak.
Türkiye İçin Hem Fırsat Hem Sorumluluk
Türkiye'nin bu dev organizasyona ev sahipliği yapması, iklim diplomasisinde öncü bir rol üstlenmesi ve yeşil ekonomi geçişini hızlandırması adına büyük bir fırsat sunuyor. Ancak Greenpeace tarafından yapılan değerlendirmede, mevcut enerji politikaları ile hedefler arasındaki çelişkilere dikkat çekiliyor.
Türkiye'nin 2053 net-sıfır hedefi bulunmasına rağmen, 2035 planlarında fosil yakıt kullanımının devam etmesi ve kömürlü termik santrallere yönelik teşviklerin sürmesi, küresel 1.5°C hedefiyle uyuşmayan noktalar olarak öne çıkıyor. Ayrıca zirve sürecinde sivil toplumun taleplerini dile getirebileceği katılımcı ve şeffaf bir ortamın sağlanması da beklentiler arasında.
5 Maddelik Kritik Çağrı
Greenpeace, COP31'in Türkiye'de sadece bir toplantı olarak kalmaması ve gerçek bir değişimin başlangıcı olması için 5 maddelik bir talep listesi yayımladı:
- İddialı İklim Hedefi: 1.5°C hedefiyle uyumlu, sera gazı emisyonlarını bugünden azaltmayı taahhüt eden güçlü bir Ulusal Katkı Beyanı (NDC) sunulmalı.
- Kömürden Çıkış: Yeni kömür yatırımları durdurulmalı ve adil dönüşüm ilkelerine dayalı bir çıkış stratejisi hazırlanmalı.
- Doğa Dostu Enerji: Yenilenebilir enerji yatırımları, doğa ve toplumsal adalet gözetilerek yapılmalı; enerji verimliliği artırılmalı.
- Adaptasyon Politikaları: İklim krizinin yıkıcı etkilerine karşı dirençliliği artıracak uyum politikaları hızla hayata geçirilmeli.
- Sivil Toplum Katılımı: İklim politikaları, demokratik, şeffaf ve katılımcı bir zeminde şekillendirilmeli.


