Uluslararası Ekonomi Zirvesi"nde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, savaşların özellikle enerji piyasaları üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu vurgulayarak, Hürmüz Boğazı’nın kritik bir geçiş noktası olduğunu ifade etti.
“Çünkü Hürmüz Boğazı kritik bir geçiş noktası. Sadece petrol açısından değil gübre ve doğal gaz açısından da öyle. Dolayısıyla, bu şokun büyüklüğünün farkındayız.” diye konuştu.
"BİRÇOK ZORLU DİNAMİK BİR ARADA"
Bakan Şimşek, mevcut dönemin jeopolitik kırılmalar, ticaret savaşları, iklim krizi ve yapay zekâ dönüşümü gibi birçok zorlu dinamiği aynı anda barındırdığını söyledi.
“Savaşın getirdiği yıkım ve bunun rehabilitasyonu biraz zaman alacak. Bugünkü ateşkes devam etse dahi bunun etkileri hissedilecek.” ifadelerini kullandı.
Şimşek, Türkiye’nin makroekonomik temellerinin güçlendiğini ve şoklara karşı daha dayanıklı hale geldiğini belirtti.
“Türkiye'nin dayanıklı olduğuna inanıyoruz. Bunu da geçen sene ispatladık, bu sene de ispatlayacağız.” dedi.
Ayrıca, “2023 ortasından bu yana uyguladığımız program aslında Türkiye'nin makroekonomik temellerini sağlamlaştırdı, dayanıklılığını artırdı ve bizi şoklarla baş edebilecek duruma getirdi.” ifadelerini kullandı.
"BORCUN, MİLLİ GELİRE ORANI DÜŞÜK"
Şimşek, mali disiplinin güçlendiğini vurgulayarak bütçe açığının GSYH’ye oranının yüzde 3’ün altına düştüğünü söyledi.
“Bizim bütçe açığımız ve borcun milli gelire oranı düşük. Bu da bize politikada manevra alanı tanıyor.” dedi.
Bakan, cari açıkta artış riski bulunduğunu ancak bunun yönetilebilir olduğunu belirtti.
“Açık bir miktar artacak. Ama bizim açıktaki artışa rağmen brüt dış finansman ihtiyacımız geçmişin altında olacak.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin enerji bağımlılığının düşük seviyede olmasının önemli bir avantaj olduğunu da vurguladı.
Şimşek, Türkiye’nin rezerv yeterliliği açısından güçlü bir noktada olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, rezerv yeterliliği anlamında da biz oldukça rahat bir noktadayız.”
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sanayide dönüşümün ana motorlarından birinin savunma sanayisi olacağını belirterek: "Çünkü, savunma sanayi kabiliyetiniz varsa ikili kullanım daha sonra da sivil sektörlere yani diğer alanlara ciddi teknoloji transferi oluyor. Aslında savunma sanayisini ihtiyaçtan dolayı önceliklendirdik. Fakat sanayideki dönüşümün çok büyük ihtimalle ana motoru bu alan olacak. Yani katma değer zincirinde yukarı çıkışımızı savunma sanayisi sağlayacak. Bu konuda gerçekten önümüzde büyük fırsatlar var." dedi.
Şimşek, risk priminde artış olduğunu ancak temellerin sağlam olduğunu belirterek: "Burada en önemli hususlardan biri vatandaşlarımızın programa ve bize olan güveni." diye konuştu.
Geçmişte benzer savaş durumlarında döviz talebinin yüksek olduğunu, bu kez daha sınırlı kaldığını belirten Şimşek, "Geçen sene verdiğimiz doğru tepkilerle bu tip kaygıları azalttık... Biz programı önceliklendirdik. Çünkü bizim için en büyük öncelik hayat pahalılığıyla mücadele. Dezenflasyonun güçlü bir şekilde devamı için ne gerekiyorsa yapacağız." dedi.
Şimşek, makro ekonomik istikrar programının 3 aşamalı olduğunu belirterek, "Bu şok, programın süresini uzatabilir ama bizi hedeflerimizden saptıramaz." değerlendirmesinde bulundu.
"BU ŞOKU YÖNETİLEBİLİR GÖRÜYORUZ"
Petrol fiyatı, enflasyon ve cari açık üzerindeki etkilere değinen Şimşek, "Bütün bu etkiler yönetilebilir... Bu önemli bir şok ama bu şoku yönetilebilir görüyoruz." ifadelerini kullandı.
Şimşek, dezenflasyon sürecine ilişkin, "Ateşkesin devamı halinde güçlü şekilde devamı için ne gerekiyorsa yapacağız." dedi.
İhracat, turizm ve cari açık üzerindeki etkilere değinen Şimşek, savaşın etkisinin sınırlı kalacağını belirtti.
Yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve altyapı yatırımlarının önemine vurgu yapan Şimşek, demir yolları, lojistik ve bağlantısallık yatırımlarının artırılacağını ifade etti.
Şimşek, yüksek teknoloji üretimi ve HIT-30 Programı kapsamında 30 milyar dolarlık destek verileceğini belirtti.
Veri merkezleri, 5G, fiber altyapı ve yapay zeka alanlarında Türkiye'nin cazibe merkezi olabileceğini vurgulayan Şimşek, "Büyük ölçekli veri merkezlerini Türkiye'ye çekmek için aktif politika izliyoruz." dedi.
Enerji, yenilenebilir kaynaklar ve nükleer yatırımların önemine değinen Şimşek, enerji bağımlılığını azaltmanın kritik olduğunu belirtti.
Savunma sanayisi, AR-GE projeleri ve küresel rekabet gücüne dikkat çeken Şimşek, "Türkiye savunma sanayinde giderek daha belirleyici bir küresel oyuncu haline geliyor." dedi.
İnşaat sektörü, bölgesel yeniden yapılanma ve Türk firmalarının rolüne değinen Şimşek, yeni ticaret koridorları ve lojistik projelerin önemine vurgu yaptı.
Şimşek, serbest ticaret anlaşmaları, küresel ticaret, bölgesel entegrasyon ve jeopolitik avantajlar konularına değinerek, "Savaşlar jeopolitik önemimizi artırdı... Bu şok sonrası Türkiye için avantajlara odaklanıyoruz." dedi.

