MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: "Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a dönük askeri ve siyasi baskısı, bölgesel gerilimi söndürmekten ziyade daha da derinleştirmektedir. Bir yanda müzakere denilmekte, diğer yanda tehdit dili yükselmektedir." dedi.
MHP TBMM Grup Toplantısı'nda, 2026 Dünya Kupası'nda Türkiye'yi temsil edecek A Milli Futbol Takımı için MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin isteğiyle Ahmet Öngel'in hazırladığı "Arkanızdayız" isimli marş dinletildi.
Marşın dinlenmesinin ardından konuşan Devlet Bahçeli, "Ülkücü sanatçılarımızdan istirham ettim, 'kısa sürede bir marş hazırlayın ve bunu ABD'ye gitmeden evvel Türkiye duysun' istedim. Sizlere arz edilen marş, odur. O sanatçıları tebrik ediyor gözlerinden öpüyorum." bilgisini paylaştı.
"Orta Doğu'da Kazan Kaynıyor, Bölgemize Yeni Hançerler Saplıyor"
Güç dengelerinin değiştiğini, insanlığın müşterek vicdanının, kan kokusuna karışmış petrol ve toprak rant siyasetleri arasında ağır bir imtihana mahkum edildiğini söyleyen Devlet Bahçeli: "Washington'un tehdit dili ile Tel Aviv'in Lübnan ve Gazze'deki masumlar üzerinden yürüttüğü katliam düzeni aynı karanlık masada buluşmakta, Orta Doğu'da kazan kaynamakta, bölgemizin kalbine her geçen gün yeni hançerler saplanmaktadır." diye konuştu.
Orta Doğu'da yaşanan gerilimi sadece İran ile İsrail arasında cereyan eden bir çatışma olarak görmenin büyük bir yanılgı olduğunu vurgulayan Devlet Bahçeli, bu meselenin yalnızca Tahran'ın, Tel Aviv'in, Amerika Birleşik Devletleri'nin veya Beyrut'un meselesi olmadığını dile getirdi.
Devlet Bahçeli, "Bu mesele Hürmüz Boğazı’ndan Doğu Akdeniz’e, Lübnan’dan Suriye’ye, Irak’ın kuzeyinden Kızıldeniz’e, Körfez’den Kıbrıs’a kadar uzanan; deniz ticaret yollarından petrol ve doğal gaz yataklarına, su güvenliği havzalarından enerji geçiş güzergahlarına yayılan; bölgedeki tarihi, kültürel, etnik ve mezhepsel hassasiyetleri kışkırtmaktan geri durmayan geniş bir güvenlik denklemidir." ifadesini kullandı.
Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgenin, masa başı hesaplara, cetvelle çizilen haritalara, dışarıdan dayatılan statülere ve emperyal niyetlere ilk kez maruz kalmadığını hatırlatan Devlet Bahçeli, Sykes-Picot Anlaşması ile coğrafyanın damarlarının kesilmek istendiğini, Balfour Deklarasyonu ile Filistin'in kalbine zehirli bir tohum ekildiğini, Sevr Anlaşması ile Türk milletine kefen biçildiğini söyledi.
"Türkiye, Bugün De Aynı Tarihi Şuurla Ayaktadır."
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dün Musul'dan Kerkük'e, Halep'ten Kudüs'e, Kıbrıs'tan Batı Trakya'ya kadar nice vatan parçası üzerinde hesap yapıldı. Fakat hesap sahipleri bir şeyi unuttu, Türk milleti köşeye sıkıştırılacak bir millet değildir. Türk milletinin, karşısına yedi düvel de dizilse tarih sahnesinden silinecek bir millet değildir. Türkiye, ham hayaller kurulup çizilen haritaların kenarına sıkıştırılacak, eline bir avuç toprak verilip denizlerinden koparılacak bir ülke değildir. Lozan'da varlığını tescilleyen, Kıbrıs'ta kardeşinin imdadına yetişen, terörle mücadelede dağları titreten, Adalar Denizi'nde baskılar ve hukuksuzluklar karşısında geri adım atmayan, enginlere Türk mührünü vuran Türkiye, bugün de aynı tarihi şuurla ayaktadır."
Türkiye'yi çevresinden kuşatılmış, yılgınlığa sürüklenmiş, kolay lokma haline gelmiş bir ülke olarak görmek isteyen karanlık odakların bir yılan gibi pusuda beklediğini ifade eden Devlet Bahçeli, "Gaflete düşmeyecek, rehavete kapılmayacağız. Fitnenin diline, fesadın gölgesine, fettanın oyununa teslim olmayacağız. Bir olacağız, diri duracağız, aynı bayrağın altında aynı istikbale yürüyeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
Devlet Bahçeli, İsrail'in bölgede uyguladığı "saldırgan, hukuk tanımaz ve kan dökmekten çekinmeyen siyasetin" artık yalnız Filistin'i değil Lübnan'ı, Suriye'yi, İran'ı, Körfez ülkelerini ve Doğu Akdeniz'i aynı anda tehdit eden bir yangına dönüştüğünü belirtti.
Gazze'de bebeklerin, kadınların, yaşlıların, hastaların üzerine bomba yağdıran hasta ve işgalci zihniyetin bugün Lübnan'da da aynı hain yöntemi sürdürdüğünü dile getiren Devlet Bahçeli, şunları kaydetti:
Beyrut'un semalarında dolaşan savaş uçakları, sadece Lübnan'ın egemenliğine değil, bölgesel barış çağrılarına meydan okumakta, huzur arayış ve arzularına kulak tıkamaktadır. Arz-ı Mevud yalanıyla, vadedilmiş topraklar masallarıyla meşrulaştırılmak istenen işgalci iştah, milletlerin kaderini siyonist yayılmacılık saplantılarına göre yeniden biçimlendirme hevesindedir. Lübnan zaten yıllardır siyasi kırılganlıklarla, ekonomik buhranlarla, toplumsal ayrışmalarla ve dış müdahalelerle yıpratılmış bir ülkedir. Böyle bir ülkenin yeniden saldırıların hedefi haline getirilmesi, bölgesel yangının bilinçli biçimde diri tutulduğunu göstermektedir.
Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a dönük askeri ve siyasi baskısı, bölgesel gerilimi söndürmekten ziyade daha da derinleştirmektedir. Bir yanda müzakere denilmekte, diğer yanda tehdit dili yükselmektedir. Bir yanda ateşkesten bahsedilmekte, diğer yanda Hürmüz Boğazı'nda askeri operasyonlar sürdürülmektedir. Bir yanda barış masası kuruluyormuş gibi yapılmakta, diğer yanda savaşın ihtimal hesapları hala canlı tutulmaktadır. Bu nasıl diplomasidir? Bu nasıl barış arayışıdır? Bu nasıl uluslararası hukuk düzenidir? Eğer bir ülke, 'olmazsa başka yolla yaparız' diyerek müzakere masasına bomba gölgesi düşürüyorsa, orada diplomasi değil şantaj vardır. Eğer bir devlet, 'ateşkes sürüyor' derken aynı anda deniz yollarında abluka, askeri tehdit ve düşük yoğunluklu çatışma dili kullanıyorsa, orada baskı vardır. Eğer bir işgal yönetimi, anasının kucağından koparılmış süt kuzusu bebeklerin kanını güvenlik kalkanı gibi kullanıyor, enkaza çevrilmiş şehirlerin, yetim kalmış çocukların üstüne siyaset bina ediyorsa, orada katliam vardır. Barış kelimesini ağzına alıp savaşın fitilini cebinde taşıyanlar, insanlığı aldatamayacaktır. Gözünü kan ve petrol hırsı bürümüş olanlar, bölgemizi Mesiyanik hezeyanlarına kurban edemeyecektir. Mağdurun çığlığı, mazlumun ahı, mahzunun sessizliği er ya da geç zalimlerin yakasına yapışacaktır.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP'de "mutlak butlan" kararı sonrası yaşananlara ilişkin, "Sayın Özgür Özel'e tavsiyemiz açıktır, CHP'nin iç gerilimini sırtlanıp meydanlara taşımaktan, CHP bünyesindeki çatlağı memleket sathına yaymaktan, mevki yarışını demokrasi kahramanlığı gibi servis etmekten vazgeçilmelidir." dedi.
Devlet Bahçeli, MHP'nin TBMM Grup Toplantısı'nda, "Terörsüz Türkiye" hedefinin ne kadar hayati ve ne kadar isabetli olduğunun bir kez daha bütün açıklığıyla ortaya çıktığını söyledi.
Türkiye'nin bölgesinde yaşanan her krizin bir dış politika gündem başlığı olduğu kadar, iç cephe sağlamlığına, kardeşlik hukukunun gücüne, devletin teyakkuzuna ve milletin ortak gelecek arzusuna yönelen bir sınama olduğuna işaret eden Devlet Bahçeli, "'Terörsüz Türkiye', bölgesel fırtınalar karşısında milli varlığımızın zırhıdır. 'Terörsüz Türkiye', emperyalizmin taşeronluğunu yapan mahfillerin, etnik fitne mühendislerinin ve din kisvesi altında siyonist kuruntu tacirlerinin Türkiye üzerinde kurmak istediği oyunu bozma iradesidir." diye konuştu.
"Terörsüz Türkiye"nin Hürmüz'den Doğu Akdeniz'e, Lübnan'dan Suriye'ye, İran'dan Irak'ın kuzeyine kadar uzanan kriz kuşağı karşısında Türkiye'nin iç cephesini muhkem tutma gayreti olduğunu vurgulayan Devlet Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sınırlarımızın ötesinde kurulan her tezgah Ankara'dan görülmektedir. Türkiye, ne karanlıkta yatacak ne de kara düş görecektir. Bugün Amerika Birleşik Devletleri'nin İran hattında kurduğu baskı, İsrail'in bölgesel kaosu derinleştiren saldırgan siyaseti, Suriye ve Irak sahasındaki kırılganlıklar, Doğu Akdeniz'deki askeri hareketlilik ve Hürmüz'den Lübnan'a kadar uzanan gerilim kuşağı, Türkiye'nin iç cephesine dönük sabotaj ihtimallerini de artırmaktadır. 'Terörsüz Türkiye'nin iradesi samimiyetle ilerlerken, bu iradeyi zehirlemek isteyen dış mahfiller de boş durmamaktadır."
Devlet Bahçeli, ABD'nin bölgedeki nüfuz ağı ile İsrail'in kaos siyasetinin aynı hatta buluştuğunu ve terör örgütlerinin birer aparat olarak sahaya sürülmek istendiğini ifade etti.
"Suriye'nin kuzeyindeki yapılanmaların yeni himaye kapıları araması, Irak'ın kuzeyindeki eski mevzilerin diri tutulmak istenmesi..." değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, bunların Türkiye'nin güvenlik mimarisini hedef alan bir planın parçaları olduğunu söyledi.
Devlet Bahçeli, "Biz, 'Terörsüz Türkiye' derken içeride huzuru, dışarıda caydırıcılığı, sınırlarımızda emniyeti, bölgemizde istikrarı ve milletimizin birliğini aynı anda savunuyoruz." ifadelerini kullandı.
CHP'de "mutlak butlan" kararı sonrası yaşananları "yönetim buhranı" olarak nitelendiren Devlet Bahçeli, şu görüşleri paylaştı:
CHP'li belediyeler etrafında rüşvet, yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma iddialarının uzun süredir gündemde olduğunu belirten Bahçeli, yerelde başlayan çözülmenin genel merkeze sirayet ettiğini söyledi.
"Balık baştan kokar" sözünü hatırlatan Devlet Bahçeli, CHP'nin bugün kendi iç hesaplaşmasının ve koltuk kavgasının gölgesiyle siyaset yaptığını ifade etti.
Sağduyuyla karşılanması gereken hukuki süreçlerin meydan okuma diliyle gölgelenmemesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Siyaset kurumunun ağırlığını korumak gerekir." dedi.
"Özgür Özel'e Düşen Aklıselimle Hareket Etmektir"
Devlet Bahçeli, CHP Grup Başkanı Özgür Özel’e seslenerek, "Özgür Özel'e düşen aklıselimle hareket etmektir." dedi.
Bahçeli, "CHP'nin iç gerilimini sırtlanıp meydanlara taşımaktan vazgeçilmelidir." ifadelerini kullanarak, partinin iç krizinin topluma taşınmaması gerektiğini söyledi.
CHP’nin iki yol arasında kaldığını belirten Bahçeli, "Ya kendi iç meselesini hukuk ve sağduyu zemininde çözecek ya da bu düğümü milletin gündemine taşıyacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
Devlet Bahçeli, siyasetin hırs, fevrilik ve gerilim üzerinden değil, akıl ve feraset üzerinden yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Hz. Ali’ye atfedilen "Hak sizi hür yaratmışken hırs sizi kul etmesin" sözünü hatırlatan Bahçeli, "Hırsın kulu olanlar küçülür, hakkın yolunda yürüyenler büyür." dedi.
Konuşma sonunda Devlet Bahçeli, çift başlı kartal motifli yüzük ve rozet taktığı da görüldü.

