Avrupa Birliği Komisyonu Eşitlik, Hazırlıklılık ve Kriz Yönetiminden Sorumlu Üyesi Hadja Lahbib, küresel ölçekte artan sivil kayıpları ve yerinden edilme vakaları üzerine kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Brüksel'de organize edilen Büyükelçiler Konferansı'nın "Parçalanmış Bir Dünyada Uluslararası İnsancıl Hukuka Uyumu Güçlendirmek" başlıklı oturumunda konuşan yetkili, başta İran ve Lübnan olmak üzere kriz bölgelerindeki mevcut duruma dikkat çekti. Çatışma alanlarında evrensel kurallara uyulmasının zorunluluğu vurgulandı.
Aktif Çatışmalarda İnsani Boyut Göz Ardı Ediliyor
Dünya genelinde halihazırda 130'dan fazla aktif çatışma noktası bulunduğunu hatırlatan Lahbib, bu bölgelerin büyük bir kısmında kural ihlallerinin istisna olmaktan çıkıp norm haline geldiğini belirtti. Küresel liderlerin söylemlerinde giderek artan kaba kuvvet dilinin sahadaki gerçeklikle uyuşmadığını aktaran sorumlu üye; açlıktan ölen çocuklar, anestezi olmadan yapılan tıbbi müdahaleler, yıkılan okullar ve engellenen insani yardım kamyonları gibi somut örneklere işaret etti. İnsani yardıma erişimin bir pazarlık kozu olarak kullanılmasını eleştiren komisyon üyesi, birliğin her zaman bağımsızlık, yansızlık ve insanlık ilkeleriyle hareket etmeye devam edeceğini ifade etti.
Gazze ve Sudan Bölgelerindeki Felaket Büyüyor
Günümüzde insani yardımın bir savaş silahına dönüştürüldüğünü belirten yetkili, Gazze bölgesindeki ağır tabloya özel bir parantez açtı. Ekim 2023 tarihinden bu yana yaklaşık 600 yardım çalışanının hayatını kaybettiğini hatırlatan komisyon üyesi, bu durumun devam etmesi halinde bölgenin uluslararası insancıl hukuk için bir mezarlığa dönüşeceğini söyledi. Bölgedeki yapıların yüzde 80'inden fazlasının hasar gördüğü ve sınır geçişlerinin kapalı tutulduğu aktarıldı. Eş zamanlı olarak Sudan bölgesinde de felaketin giderek derinleştiğine dikkat çekildi. Ateşkes ve sivil geçişler için diplomatik baskıların sürdüğü, abluka uygulayan kesimlerin hesap vermesi gerektiği bildirildi. Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye'deki delegasyonların yardım erişimi için koordineli bir çalışma yürüttüğü kaydedildi.
Orta Doğu Yıllarca Sürecek Bir Yara Alıyor
Bölgesel çatışmaların sivil halk üzerindeki dramatik etkileri detaylandırılırken, son günlerde tırmanan İran ve Lübnan odaklı gelişmelere güçlü bir vurgu yapıldı. Yüzlerce sivilin yaşamını yitirdiği ve yüz binlerce insanın evlerini terk etmek zorunda kaldığı mevcut tablonun, Orta Doğu coğrafyasını yıllar boyu onarılamayacak şekilde yaralayacağı ifade edildi. Mevcut insani krizin aşılabilmesi ve daha fazla can kaybının önlenmesi adına, sahadaki tüm aktörlerin amasız ve fakatsız bir biçimde uluslararası kurallara riayet etmesi gerektiği yinelendi.



