Venezuela'nın yeni geçici başkanı Delcy Rodriguez, 2017 yılında Donald Trump yönetimine yaptığı stratejik hamlelerin meyvesini yıllar sonra topluyor ve Maduro sonrası dönemde ülkenin en güçlü figürü haline geliyor.
Siyasi kariyeri boyunca perde arkasında kalmayı tercih eden ancak kritik anlarda yaptığı hamlelerle dikkat çeken Delcy Rodriguez, 2017 yılında Donald Trump Washington'a doğru yola çıkarken önemli bir fırsat yakaladı. O dönem Venezuela Dışişleri Bakanı olan Rodriguez, devlet petrol şirketi iştiraki Citgo'yu Trump'ın yemin törenine 500.000 dolarlık bir bağış yapmaya yönlendirdi. Nicolas Maduro'nun sosyalist yönetimi altında ekonomik darboğaz yaşayan Venezuela için bu hamle, Amerikan yatırımlarına kapı aralamayı hedefleyen riskli bir girişimdi. Aynı dönemde Cumhuriyetçilerle yakın temas kuran ve Exxon yöneticileriyle görüşmeye çalışan Rodriguez'in bu 'cazibe taarruzu' o günlerde sonuçsuz kalmış ve Trump, senatör Marco Rubio'nun da etkisiyle Maduro üzerindeki baskıyı artırmıştı.
Ancak aradan geçen yıllar ve değişen dengeler, Rodriguez'in o dönem ektiği tohumların yeşermesini sağladı. Maduro'nun yakalanmasının ardından geçici başkanlık koltuğuna oturan Rodríguez, bugün Donald Trump tarafından 'nazik' bir Amerikan ortağı olarak nitelendiriliyor. Trump, Rodriguez'in iktidar partisini kontrol altında tutması ve ABD'ye ülkenin geniş petrol rezervlerine 'tam erişim' sağlaması koşuluyla iş birliğine sıcak bakıyor. Anayasanın öngördüğü 30 gün içinde seçim yapılması zorunluluğundan ise her iki taraf da bahsetmiyor.
Babasının Ölümü ve Solcu Kimliğinin Şekillenmesi
Rodriguez'in siyasi duruşunun temelinde, çocukluğunda yaşadığı travmatik bir olay yatıyor. 1976 yılında, Soğuk Savaş'ın etkisinin yoğun hissedildiği bir dönemde, sosyalist bir lider olan babası gözaltında hayatını kaybetti. Rodríguez, o dönem henüz 7 yaşındaydı ve babasının ölümünden ABD destekli güçleri sorumlu tuttu. Bu olay, hem kendisinin hem de şu an Ulusal Meclis Başkanı olan ağabeyi Jorge Rodríguez'in radikalleşmesine neden oldu.
Yıllar sonra ağabeyi sayesinde Hugo Chavez'in ekibine giren Rodriguez, başlangıçta zorlu bir süreç yaşadı. 2006 yılında bir uluslararası gezi sırasında yaşanan program aksaklığı nedeniyle Chávez tarafından 'kibirli ve yetersiz' bulunarak başkanlık uçağından indirildi ve Moskova'dan tek başına dönmesi emredildi. Bu olayın ardından Chavez döneminde bir daha üst düzey görev alamadı.
Maduro Döneminde Yeniden Doğuş ve Ekonomi Yönetimi
Rodriguez'in kariyeri, Chavez'in ölümünün ardından yönetimi devralan Nicolas Maduro ile birlikte yeniden yükselişe geçti. İngiltere ve Fransa'da eğitim alan, iyi derecede İngilizce konuşan ve rafine zevkleriyle tanınan Rodriguez, Chavismo hareketi içindeki iç güç mücadelelerinde öne çıktı. 'Boligarklar' olarak bilinen yeni elit kesimin favorisi haline gelen Rodriguez, 2018'de başkan yardımcılığına getirildikten sonra Venezuela'nın petrol ekonomisi üzerinde geniş bir kontrol sağladı.
Ekonomiyi yönetmek için Ekvadorlu eski bakanlar ve Fransız hukukçular gibi yabancı danışmanlarla çalışan Rodriguez, iç rakiplerini de acımasızca tasfiye etti. Yolsuzluk operasyonları kapsamında tutuklanan eski Petrol Bakanı Tareck El Aissami de bu isimlerden biriydi. Bazı çevreler onu, modern Çin'in mimarı Deng Xiaoping'in Venezuela versiyonu olarak tanımlıyor. Uzmanlar, Rodríguez'in ekonomiyi canlandırma ve Chavismo'yu bir arada tutma konusundaki deneyiminin, Trump'ın dikte edeceği şartlara karşı ülkeyi korumada kritik bir rol oynayacağını belirtiyor. Ancak demokrasi ve seçimlerin geleceği konusundaki belirsizlik, uluslararası toplumun ve muhalefetin en büyük endişe kaynağı olmaya devam ediyor.
Associated Press News


