ABD yönetimi, İran petrolü için dikkat çeken bir karar aldı. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, denizde bekleyen İran petrolünün satışına izin veren dar kapsamlı ve kısa süreli bir genel lisans yayımlandığını duyurdu.
Yapılan açıklamada, söz konusu iznin yalnızca halihazırda nakliye sürecinde bulunan petrol ile sınırlı olduğu vurgulandı. Bu kapsamda yeni petrol alımlarına ya da üretimine herhangi bir izin verilmediği belirtildi. Kararın geçici olduğu ve belirli bir süreyi kapsadığı ifade edildi.
Satış İzni Sadece Nakliyedeki Petrolü Kapsıyor
Bessent, yayımlanan genel lisansın kapsamına ilişkin detayları paylaşarak, yalnızca denizde bulunan ve sevkiyatı devam eden petrolün satışına izin verildiğini bildirdi. Buna göre, yeni sevkiyatların başlatılması veya üretim faaliyetlerinin artırılması bu izin kapsamında yer almıyor.
Açıklamada ayrıca, yaptırımlar kapsamında bulunan İran petrolünün özellikle Çin tarafından düşük maliyetlerle stoklandığına dikkat çekildi. Mevcut arzın sınırlı şekilde piyasaya sunulmasının, küresel enerji arzına katkı sağlamasının hedeflendiği aktarıldı.
Küresel Enerji Arzına Etki Bekleniyor
ABD yönetimi, söz konusu adımla yaklaşık 140 milyon varil petrolün küresel piyasalara sunulmasının önünü açmayı hedefliyor. Bu gelişmenin, dünya genelinde enerji arzını artırması ve piyasalardaki geçici baskıların hafifletilmesine katkı sağlaması bekleniyor.
Bessent, açıklamasında ABD’nin enerji akışını artırma ve piyasa istikrarını destekleme yönündeki politikalarını sürdüreceğini ifade etti. Ayrıca, küresel enerji altyapısına yönelik tehditlere karşı ekonomik ve askeri araçların kullanılmaya devam edeceğini belirtti.
İran’a Yönelik Baskı Politikası Sürüyor
ABD Hazine Bakanı, İran’ın bu satışlardan elde edeceği gelirleri kullanmakta zorluk yaşayacağını da vurguladı. ABD’nin, İran’ın uluslararası finans sistemine erişimini kısıtlamaya yönelik baskı politikasını sürdüreceği ifade edildi.
Bessent, kısa vadede yaşanabilecek olası aksaklıkların uzun vadede ekonomik kazanımlara dönüşebileceğini belirterek, güvenlik ve ekonomik istikrar arasındaki ilişkiye dikkat çekti.


