Amerika Birleşik Devletleri'nin büyük bir bölümü, yoğun kar yağışı, buzlanma ve dondurucu soğukların etkisi altına girerken, Washington'daki siyasi gündem de hava durumu üzerinden şekillendi. Ülke genelinde hayatı felç eden kış fırtınası devam ederken, eski ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamayla iklim değişikliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Trump, Truth Social platformunda paylaştığı mesajda, 'Hava bu kadar soğukken dünya nasıl ısınıyor olabilir?' sorusunu yönelterek küresel ısınma kavramını sorguladı.
Trump, mevcut soğukların 'daha önce görülmemiş' seviyede olduğunu iddia ederken, iklim savunucularını ve bilim insanlarını 'çevresel isyancılar' olarak nitelendirdi. Ancak bilim dünyasından gelen yanıtlar, hava durumu ile iklim arasındaki farkın altını çizerek, küresel ısınmanın kısa vadeli soğuk hava dalgalarını ortadan kaldırmadığını ortaya koydu.
Rakamlar Ne Söylüyor: Isınma Eğilimi Sürüyor mu?
Uzmanlar, Trump'ın iddiasının aksine, küresel ısınma sürecinin durmadığını, aksine hızlanarak devam ettiğini belirtiyor. Verilere göre son üç yıl, kayıtlara geçen en sıcak yıllar oldu. Küresel ölçekte kış sıcaklıkları (Aralık, Ocak ve Şubat) 1995 yılından bu yana 0,72 santigrat derece artış gösterdi. Son iki kış mevsimi ise tarihin en sıcak kışları olarak kayıtlara geçti.
Bilim insanları, 'küresel' ısınmadan bahsederken tüm gezegenin ortalamasının baz alındığını vurguluyor. Amerika Birleşik Devletleri, dünya yüzeyinin sadece yüzde 2'sini oluşturuyor. Şu anda ABD'nin üçte ikisi ve Rusya normallerden daha soğuk bir dönem geçirirken; Avustralya, Afrika, Arktik bölgesi, Asya, Kanada ve Avrupa'nın büyük bir kısmı mevsim normallerinin üzerinde sıcaklıklar yaşıyor. Yani yerel bir soğuma, gezegenin genelindeki sıcaklık artışı gerçeğini değiştirmiyor.
Soğuk Hava Küresel Isınmanın Bittiği Anlamına Gelmiyor
İklim değişikliği üzerine yapılan araştırmalar, dünya ısınsa bile soğuk kış günlerinin tamamen yok olmayacağını, sadece sayılarının azalacağını gösteriyor. Hatta bazı bilimsel teoriler, ısınan Arktik bölgesinin kutup ile orta enlemler arasındaki sıcaklık farkını azalttığını, bunun da 'Jet Akımı'nı (Jet Stream) zayıflatarak kutup soğuklarının güneye inmesine neden olduğunu öne sürüyor. Yani paradoksal bir şekilde, bazı bölgelerdeki aşırı soğuklar da iklim değişikliğinin bir sonucu olabilir. Ancak bu durum, hava olaylarındaki doğal değişkenliğin de göz ardı edilmemesi gerektiğini hatırlatıyor.
Tarihi Rekorlar Kırıldı mı?
Donald Trump'ın 'Böylesi nadiren görülmüştür' iddiasına karşılık meteorolojik kayıtlar, geçmişte çok daha sert kışların yaşandığını kanıtlıyor. Örneğin Minneapolis ve Chicago gibi şehirlerde beklenen eksi dereceler, 1904 veya 1985 yıllarında kaydedilen dondurucu soğukların yanına bile yaklaşamıyor. 1970'ler ve 80'lerdeki tarihi soğuk hava dalgaları, çok daha geniş bölgelerde ve daha uzun süreli etkili olmuştu.
Uzmanlar, kışların genel olarak ısınması nedeniyle toplumun şiddetli soğuklara karşı toleransının azaldığını ve bu tür hava olaylarının 'benzeri görülmemiş' gibi algılandığını belirtiyor. İstatistikler de bu durumu doğruluyor: ABD'deki hava durumu istasyonlarında bu yılın Ocak ayında 45 adet 'rekor düşük sıcaklık' kaydedilirken, tam 1.092 adet 'rekor yüksek sıcaklık' tespit edildi. Bu veri, iklim değişikliği dengesinin ısınma yönünde ne kadar ağır bastığının en somut kanıtı olarak görülüyor.


