Her yıl 8 Kasım'da dünyada çeşitli kentlerde ve ülkelerde kutlanan World Urbanism Day diğer adıyla World Town Planning Day şehir planlamasının, kentsel yaşamın ve sürdürülebilir kentleşmenin önemini hatırlatıyor. Bu yıl Türkiye'de ve küresel düzeyde de şehircilik, iklim değişikliği, afet riski ve sosyal eşitlik gibi başlıklar öncelikli gündemler arasında yer alıyor.
Tarihçesi ve Amacı
Bu anma günü, Arjantinli profesör Carlos Maria della Paolera tarafından 1949 yılında başlatıldı. Amacı, şehirlerin sadece fiziksel altyapıyla değil; sosyal, çevresel ve planlama boyutlarıyla 'yaşanabilirlik' düzeyinin yükseltilmesine dikkat çekmek. Dünyada 30'dan fazla ülke dört kıtada bu günü çeşitli etkinliklerle kutluyor.
Bugünün Küresel ve Yerel Önemi
Kentleşme süreci hızla devam ediyor; nüfusun büyük kısmı kentsel alanlara yöneliyor. Bu durum 'nerede, nasıl yaşamalı?', 'altyapı ne kadar sürdürülebilir?', 'eşitlikçi bir kent mümkün mü?' gibi temel soruları gündeme getiriyor. Türkiye özelinde de kentlerin deprem riski, ulaşım, yeşil alan yetersizliği veya konut erişilebilirliği gibi ciddi sorunları bulunuyor. Bu durumda şehircilik planlaması salt teknik bir konu olmaktan çıkıp toplumsal bir mesele hâline geliyor. Bu yılın küresel temasında 'Planlamayla Yapabiliriz' (With Planning We Can) gibi ifadeler kullanılıyor; yani planlama mekanizması bir çözüm aracı olarak öne çıkıyor.
Kent İçin Planlamanın Rolü
İyi planlanmış bir kent; yürüyüş yolları, bisiklet ağları, toplu taşıma olanakları, yeşil alanlar ve sosyal tesisleriyle insanların hem fiziksel hem ruhsal sağlığını destekliyor. Ayrıca altyapı açısından, su yönetimi, ısı adası etkisi, kentsel ısı artışı gibi iklim değişikliği ile ilgili risklerin azalmasına katkıda bulunabiliyor. Planlama aynı zamanda sosyal eşitliği de içeriyor: konutların herkes için erişilebilir olması, mahallelerin ayrışmaması, farklı gelir gruplarının birlikte yaşaması gibi…
Türkiye'de Durum ve Öne Çıkan Konular
Türkiye'nin aktif deprem kuşağında yer alması dolayısıyla kent planlaması açısından 'afet riskine dayanıklı' yerleşimler inşa etmek öncelikli. Büyükşehirlerde ulaşım, yeşil alan eksikliği, yoğunluk problemi gibi 'yaşanabilir kent' ölçütlerini zorlayan başlıklar mevcut. Bu bağlamda, Dünya Şehircilik Günü birçok yerel belediye, üniversite ve meslek odasının dikkatini bu konulara çekiyor. Farkındalık artırma açısından sosyal medya, yerel etkinlikler, üniversite panelleri etkin şekilde kullanılıyor.
Bugün, yalnızca şehir plancılarının günü değil; her kent sakini için bir 'düşünme günü' olabilir. Bulunduğumuz mahallenin sokaklarını, evimizin çevresini, ulaşımı, yeşil alanı, komşuluk ilişkilerini bir kez daha gözden geçirebiliriz. Planlama sürecine katılmak, yerel yönetimlere fikir sunmak, yürüyüş rotamızı değiştirmek, bisiklet kullanımını artırmak gibi basit adımlar büyük fark yaratabilir.
Kentimizin geleceği, hepimizin elinde şekilleniyor. Bu 8 Kasım'da, şehirlerimizi sadece 'yaşanılan yer' değil, 'yaşanabilir yer' hâline getirmek için ne yapabileceğimizi birlikte düşünelim.


