Savunma harcamalarında 2025 yılına göre %8.1'lik devasa bir artış
Harcamalardaki bu artışın ana motoru Kuzey Amerika ve Avrupa. Özellikle NATO ülkelerinin savunma harcaması hedeflerini GSYİH'nin %2'sinden %3.5'ine (güvenlik harcamalarıyla birlikte %5'e) çıkarma eğilimi, küresel silahlanma grafiğini dikey bir ivmeye taşıdı.
Küresel savunma bütçelerinde trilyonluk pastanın en büyük dilimini alan ülkeler ve harcama rakamları ise gerçekten çarpıcı. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) ve güncel uluslararası savunma raporlarına göre zirvedeki 10 ülke şu şekilde:
En çok savunma harcaması yapan 10 ülke
Amerika Birleşik Devletleri: 997 Milyar Dolar
Çin: 314 Milyar Dolar
Rusya: 149 Milyar Dolar
Almanya: 88.5 Milyar Dolar
Hindistan: 86.1 Milyar Dolar
Birleşik Krallık: 81.8 Milyar Dolar
Suudi Arabistan: 80.3 Milyar Dolar
Ukrayna: 64.7 Milyar Dolar
Fransa: 64.7 Milyar Dolar
Japonya: 55.3 Milyar Dolar
Peki Türkiye savunma harcamaları listesinde kaçıncı sırada?
Türkiye ilk 10'un ardında, küresel listede 17. sırada yer alıyor.

Güncel raporlara göre yıllık savunma bütçesini 25 milyar dolar seviyesine çıkaran Türkiye, önceki yıllara kıyasla hızlı bir ivme yakalayarak listede iki basamak birden yükseldi. Harcamalarını GSYİH'sinin yaklaşık yüzde 2'si seviyesine taşıyan Türkiye, hem NATO standartlarını sağlamlaştırdı hem de küresel askeri harcamalardaki payını yüzde 1 bandına sabitledi. Zirvedeki süper güçlerin bütçeleri devasa görünse de, Türkiye'nin yerli üretim hamleleriyle yukarı yönlü grafiği dikkat çekmeye devam ediyor.
Türkiye'nin savunma sanayii harcamalarında AR-GE çalışmaları ön planda
Türkiye'nin savunma bütçesi son yıllarda yapısal bir dönüşüm geçirerek salt bir "askeri harcama" kaleminden, devasa bir teknoloji ve sanayi yatırımına dönüştü. Geçmişte bütçenin büyük kısmı dışarıdan hazır alımlara giderken, 2026 vizyonunda aslan payı yerli üretime ve Ar-Ge'ye kaymış durumda.

NATO standartları ve Türkiye'nin güncel bütçe stratejilerine göre savunma sanayii harcamalarının odaklandığı ana alanlar ve tahmini payları şu şekilde dağılıyor:
Personel ve Operasyonel Giderler (Tahmini Pay: %40 - %45)
Türkiye, NATO içerisindeki en büyük ikinci orduya sahip. Bu devasa insan gücü; profesyonel askerliğe geçiş süreci, sınır ötesi harekatlar (Irak, Suriye) ve yurt dışı üslerindeki (Katar, Somali vb.) varlığı nedeniyle ciddi bir bütçe gerektiriyor. Personel maaşları, emeklilik fonları, aktif sahadaki birliklerin iaşesi ve günlük operasyonel bakım-onarım maliyetleri bu kalemin omurgasını oluşturuyor.Teçhizat Tedariki ve Modernizasyon (Tahmini Pay: %30 - %35)
Türkiye'nin savunma bütçesindeki en dramatik değişim bu alanda yaşanıyor. NATO, üye ülkelerden savunma bütçelerinin en az yüzde 20'sini yeni teçhizat alımına ayırmasını beklerken, Türkiye bu oranı yerli sanayi hamlesiyle çok daha yukarılara taşıdı. MMU KAAN, insansız savaş uçağı Kızılelma, MİLGEM kapsamındaki yeni fırkateynler ve SİPER gibi katmanlı hava savunma sistemlerinin seri üretim maliyetleri. Dış alımda ise F-16 Blok 70 modernizasyon paketleri gibi stratejik tedarikler bu kalemde yer alıyor.Ar-Ge (Araştırma ve Geliştirme) Faaliyetleri (Tahmini Pay: %15 - %20)
Türkiye'de devletin teknolojiye ayırdığı bütçenin tartışmasız şampiyonu savunma sanayisidir. Güncel verilere göre, Türkiye'deki toplam kamu Ar-Ge harcamalarının yüzde 43 gibi rekor bir kısmı tek başına savunma sanayisine gidiyor. Geleceğin harp konseptleri. Sürü İHA algoritmaları, yapay zeka destekli otonom sistemler, kuantum radar teknolojileri, yönlendirilmiş enerji silahları (lazer) ve uzay-uydu projelerine yönelik temel araştırma fonları. Savunma Sanayii Destekleme Fonu (SSDF) bu alanın en büyük finansal motoru konumunda yer alıyor.Altyapı, Lojistik ve Tesis Yönetimi (Tahmini Pay: %5 - %10)
Askeri gücün sürdürülebilirliği için gereken fiziksel yatırımlar bu kalemde toplanıyor. Askeri üslerin modernizasyonu, tersane ve mühimmat fabrikalarının kapasite artırımı, siber güvenlik altyapı tesislerinin inşası ve stratejik mühimmatların güvenli depolanması.
Özetle Türkiye'nin bütçe stratejisi, geniş bir insan gücünü sahada aktif tutarken, elde kalan tüm kaynağı dışa bağımlılığı sıfırlayacak "milli mühendislik" projelerine aktarmak üzerine kurulu.

