Washington Post gazetesi, konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberinde, 28 Şubat'tan bu yana süren ABD-İsrail operasyonlarının İran'ın iç yapısında bariz bir çatlak yaratmadığını bildirdi. Kaynaklar, saldırıların Tahran'ı askeri açıdan zayıflattığını, ancak bunun yönetim içinde bir çözülme yerine İran Devrim Muhafızları Ordusu kontrolünde güçlenmeye yol açtığını öne sürdü.
Stratejik Baskı ve Bölgesel Riskler
İran'ın stratejik su yollarındaki baskısının küresel petrol piyasalarını etkilediği belirtilirken, Tahran’ın sınırlı füze ve insansız hava aracı stokunu Hürmüz Boğazı’nda kontrol sağlamak için kullandığı iddia edildi.
Kaynaklar ayrıca, bölgedeki ABD müttefiklerinin çatışmanın uzaması ve doğrudan İran misillemeleri nedeniyle Washington’a tepkili olduğunu, sivil altyapıların ciddi risk altında bulunduğunu belirtti.
ABD-İsrail Saldırıları ve Sonuçları
28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ali Hamaney dahil çok sayıda üst düzey yetkili hayatını kaybetti. İranlı yetkililere göre, saldırılarda 1348 kişi öldü, 17 bin kişi yaralandı.
İran ise İsrail ve ABD üslerinin bulunduğu Katar, BAE ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde karşı saldırılar düzenledi.
Bu gelişmeler, bölgedeki gerginliği artırırken, Tahran yönetiminin saldırılara rağmen kontrolünü sağlamlaştırdığı yorumlarına yol açtı.

