Piyasa verileri yükleniyor...
Trump'ın iklim politikalarının uzun vadeli sonucu ABD için olumsuz olabilir
Stockholm Çevre Enstitüsü ABD Ofisi Direktörü Ed Carr: 'ABD, bilim insanlarını kaybediyor; bu süreç fiilen başlamış durumda.' 'ABD masaya dönmezse, BM İklim Zirvelerinde alınacak kararlarda hiçbir etkisi olmayacak.'
HABERIN DEVAMI

ABD Başkanı Donald Trump, ikinci görev döneminin ilk yılında iklim değişikliği alanında aldığı kararlarla hem bilim dünyasında hem de iklim diplomasisinde ABD'nin konumunu zayıflatıyor. Stockholm Çevre Enstitüsü ABD Ofisi Direktörü Ed Carr, bu sürecin uzun vadede Washington yönetimi açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Trump, ikinci döneminin ilk yılını tamamlarken, çevre ve iklim başta olmak üzere pek çok alanda sert politika değişikliklerine gitti. Son olarak ABD'nin, aralarında Birleşmiş Milletler'e bağlı 31 kuruluşun da bulunduğu toplam 66 uluslararası kuruluştan çekilmesini öngören kararnameyi imzaladı.

İklim değişikliğine inanmadığını daha önce birçok kez dile getiren Trump'ın çekilme kararı aldığı kuruluşlar arasında Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) ile Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Hükümetlerarası Platformu (IPBES) de yer alıyor.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Carr, ABD'nin bu iki platformdan uzaklaşmasının bilimsel üretim, müzakere gücü ve küresel güvenilirlik açısından ciddi sonuçları olacağını vurguladı.

IPCC'nin temel işlevinin, iklim değişikliği ve çözüm yollarına dair bilimsel kanıtlar üzerinde küresel bir ortak zemin oluşturmak olduğunu belirten Carr, bu yapının iklim müzakerelerinde tüm ülkelerin aynı veri seti ve aynı gerçekler üzerinden hareket etmesini sağladığını ifade etti.

Carr, 'IPCC ve IPBES'i zayıflatmaya yönelik adımlar, Trump yönetiminin veriyi ve kanıtı politika tartışmalarının dışına itme eğiliminin bir parçası. Bilimin meşruiyetine verilecek her zarar, bilimle bağdaşmayan politikaların önünü açıyor.' değerlendirmesinde bulundu.

Bilim insanları üzerindeki etkiler

Trump yönetiminin daha önce bu platformlarda görev yapan ABD'li bilim insanlarına sağlanan maddî destekleri kestiğini hatırlatan Carr, ABD'nin BM üyesi olması nedeniyle bilim insanlarının teorik olarak IPCC ve IPBES çalışmalarına katılabildiğini, ancak federal kurumlarda çalışan araştırmacıların fiilen engellenebileceğini söyledi.

Carr, 'Hükûmet, bazı bilim insanlarına toplantılara katılmamaları yönünde talimat verebilir. Bu durum özellikle devlet kurumları üzerinden IPCC süreçlerine katkı sunan araştırmacıları etkiliyor.' dedi.

Bu yaklaşımın bilim insanlarının motivasyonunu olumsuz etkilediğini belirten Carr, bazı araştırmacıların çalışmalarının 'Amerikan çıkarlarına hizmet etmediği' yönünde söylemlerle karşı karşıya kaldığını ifade etti.

'Ben ve birçok meslektaşım bu söylemleri ciddiye almıyoruz. Çünkü uyum ve dayanıklılık çalışmaları hayati öneme sahip. Söylenenler, bu gerçeği değiştirmez.' diye konuştu.

Fon kesintileri, beyin göçü ve küresel boşluk

Başta ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) ve Çevre Koruma Ajansı (EPA) olmak üzere birçok federal kurumda iklim ve çevre programlarının durdurulduğunu, araştırma fonlarının kesildiğini anımsatan Carr, bu nedenle çok sayıda bilimsel çalışmanın sonlandırıldığını belirtti.

Carr, 'Ortaya çıkan tabloda ABD'nin bilim insanlarını kaybedeceği çok açık. Bu süreç zaten başladı. Birçok Avrupa ülkesi, ABD merkezli araştırmacıları çekmek için teşvikler sunuyor. Avrupa'ya taşınan ve yakından tanıdığım meslektaşlarım var.' dedi.

ABD'nin küresel iklim eylemlerinin finansmanında kritik bir aktör olduğuna dikkat çeken Carr, Trump yönetiminin iklim alanına bütçe ayırmamasının BM bünyesindeki kurumlarda ciddi finansman boşlukları doğuracağını söyledi.

Carr'e göre bu durum, Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) personel azaltmasına gitmesine yol açabilir ve çok taraflı iklim çalışmalarını doğrudan zayıflatır.

Öte yandan Carr, ABD'de kısa vadede emisyonların artabileceğini ancak uzun vadede düşüş eğiliminin süreceğini öngördü. Bunun nedenleri arasında piyasa dinamikleri, yenilenebilir enerjinin ucuzlaması ve toplumsal tercihlerdeki dönüşüm yer alıyor.

Kamuoyu araştırmalarına da değinen Carr, Amerikalıların büyük çoğunluğunun iklim değişikliğini ciddî bir sorun olarak gördüğünü, mevcut yönetimin yaklaşımının toplumun genel görüşünü yansıtmadığını vurguladı.

ABD'nin uluslararası iklim müzakerelerinde masada olmamasını 'olağan dışı ve dikkat çekici' olarak nitelendiren Carr, 'ABD masaya dönmezse, istemediği kararlar alınacak ve bu kararların şekillenmesinde hiçbir etkisi olmayacak.' dedi.

Carr'e göre ABD'nin bıraktığı liderlik boşluğunu Çin, Hindistan ve Avrupa Birliği doldurabilir. Ancak ABD'nin ileride yeniden sürece katılması hâlinde, güvenin ve liderliğin yeniden inşasının zaman alacağı uyarısında bulundu.

İlişkili Haber
Beyaz Saray'dan CBS News'e Trump röportajı uyarısı

Beyaz Saray'dan CBS News'e Trump röportajı uyarısı

Bu habere tepkiniz ne?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...