Sivil haklar örgütlerinden oluşan bir grup, 75 ülke vatandaşının göçmen vizesi işlemlerini durduran ABD Dışişleri Bakanlığı'na karşı dava açtı. Manhattan'daki federal mahkemeye taşınan olayda, 21 Ocak'ta yürürlüğe giren ve 'yerleşik göçmenlik yasalarını yok ettiği' savunulan kararın durdurulması talep edildi.
ABD'de Trump yönetiminin göçmen politikalarına karşı ilk büyük hukuki hamle geldi. Ulusal Göçmenlik Hukuk Merkezi (National Immigration Law Center) ve diğer sivil toplum kuruluşları öncülüğünde açılan davada, Dışişleri Bakanlığı'nın 75 ülkeyi kapsayan vize durdurma kararının hukuksuz olduğu iddia edildi. Mahkemeye sunulan dilekçede, söz konusu politikanın aileleri parçaladığı ve kazanılmış hakları gasp ettiği vurgulandı. Dışişleri Bakanlığı ise konuyla ilgili sessizliğini koruyor.
Doktorlar ve Aileler Mağdur Oldu
Dava dosyasında yer alan mağdur hikayeleri, kararın yarattığı insani ve ekonomik etkiyi gözler önüne serdi. Davacılar arasında, bu politika nedeniyle aile bireylerinden ayrı kalan ABD vatandaşları da bulunuyor.
Öne çıkan bir diğer örnek ise Kolombiyalı bir endokrinolog. İstihdam temelli vizesi onaylanmasına rağmen, ülkesi Kolombiya'nın yasaklı listede olması sebebiyle ABD'ye giriş yapamayan doktor, kararın yarattığı mağduriyetin sembol isimlerinden biri oldu.
Brezilya'dan Balkanlara Geniş Liste
Vize durdurma kararı, dünyanın dört bir yanındaki geniş bir coğrafyayı etkiliyor. Latin Amerika'dan Brezilya, Kolombiya ve Uruguay; Balkanlar'dan Bosna ve Arnavutluk; Güney Asya'dan Pakistan ve Bangladeş'in yanı sıra Afrika, Orta Doğu ve Karayipler'den birçok ülke listede yer alıyor.
Ancak ABD Dışişleri Bakanlığı'nın bu kısıtlaması turist vizelerini kapsamıyor. ABD'nin ev sahipliği yapacağı 2026 Dünya Kupası ve 2028 Olimpiyatları göz önüne alındığında, ziyaretçi vizelerinin bu kısıtlamadan muaf tutulması dikkat çekici bir detay olarak öne çıkıyor.
Gerekçe: 'Kamu Yükü' Riski
Reuters tarafından görülen ve ABD dış temsilciliklerine gönderilen bir yazışma, kararın gerekçesini ortaya koydu. Bakanlık, tüm politika ve yönetmeliklerin 'tam bir incelemeden' geçirildiğini belirterek, 'en üst düzeyde tarama ve güvenlik soruşturması' hedeflediklerini bildirdi.
Söz konusu belgede, 75 ülkeden gelen başvuru sahiplerinin 'kamu yükü haline gelme' ve ABD'deki yerel veya federal devlet kaynaklarına başvurma riskinin yüksek olduğu savunuldu.



