ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamada İsrail’in Lübnan’a yönelik hava saldırılarının artık kabul edilmeyeceğini belirtti. Sosyal medya üzerinden paylaşılan mesajda Trump, “İsrail artık Lübnan’ı bombalamayacak, buna izin verilmiyor. Yeter artık” ifadelerini kullandı.
Ateşkes sonrası geldi
Trump’ın açıklaması, ABD arabuluculuğunda sağlanan İsrail-Lübnan ateşkesinin hemen ardından geldi. 16 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkesin, bölgede tırmanan gerilimi geçici de olsa durdurmayı hedeflediği belirtildi.
Çatışmaların, Hezbollah tarafından İsrail’in kuzeyine yönelik saldırılarla başladığı ve buna karşılık İsrail’in yoğun bombardıman gerçekleştirdiği aktarıldı. Yaşanan süreçte binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve geniş çaplı yıkım oluştuğu bildirildi.
İsrail sahada kalmaya devam ediyor
Her ne kadar hava saldırılarının durdurulması gündeme gelse de İsrail tarafının Güney Lübnan’daki askeri varlığını sürdürdüğü ifade edildi.
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, bölgedeki varlığın savunma amaçlı olduğunu belirtirken, Trump’ın açıklamasına doğrudan yanıt vermedi.
Bu durum, ateşkesin sahada ne kadar uygulanabileceğine dair soru işaretlerini artırdı.
İran vurgusu: “Bağlantılı değil”
Trump açıklamasında ayrıca, ABD’nin İran ile yürüttüğü müzakerelerin Lübnan’daki gelişmelerle doğrudan bağlantılı olmadığını vurguladı.
Buna rağmen ABD’nin, Hizbullah konusunda “uygun şekilde” adım atacağı ifade edildi.
Ayrıca İran ile yürütülen görüşmelerde nükleer materyal transferinin gündemde olduğu ancak herhangi bir finansal ödeme yapılmayacağı belirtildi.
Hürmüz Boğazı detayı
Trump’ın açıklamaları, enerji piyasaları açısından kritik önemdeki Hürmüz Boğazı hakkında yapılan değerlendirmelerle de dikkat çekti.
İran’ın, ateşkes süresince boğazı açık tutmayı kabul ettiği ifade edilirken, ABD’nin İran’a yönelik deniz ablukasını sürdürdüğü kaydedildi. Bu gelişmenin, küresel petrol sevkiyatı açısından önemli bir rahatlama sağlayabileceği değerlendirildi.
Ateşkes kırılganlığını koruyor
Uzmanlar tarafından, ateşkesin kısa vadeli bir rahatlama sağladığı ancak kalıcı barış için yeterli olmadığı yönünde değerlendirmeler yapıldığı aktarıldı.
Sahada zaman zaman ihlal iddialarının gündeme geldiği ve özellikle sivillerin geri dönüş sürecinde ciddi risklerin bulunduğu ifade edildi. Bölgedeki mevcut tablo, diplomatik girişimlere rağmen gerilimin tamamen sona ermediğini gösteriyor.
