ABD Başkanı Donald Trump, Orta Doğu'da devam eden gerilim ve İran ile anlaşma ihtimalleri üzerine dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Amerikan televizyon kanalı NBC News'e mülakat veren Donald Trump, Amerika Birleşik Devletleri ve müttefiki İsrail tarafından İran'a yönelik başlatılan saldırılar hakkında detaylı değerlendirmeler yaptı. Bölgedeki çatışmaları ve askeri hareketliliği sona erdirmek için Tahran yönetimiyle diplomatik bir uzlaşmaya varılıp varılmayacağı konusuna değinen başkan, mevcut koşulların henüz yeterince iyi olmadığı gerekçesiyle masaya oturmak istemediğini kamuoyu ile paylaştı. Tahran'ın ABD ve İsrail askeri hamlelerine karşılık vererek diğer Orta Doğu ülkelerini hedef almasına ve buralara saldırmasına şaşırdığını belirten ABD lideri, karşı tarafın masaya oturup bir anlaşma yapmaya niyetli olduğunu ancak kendisinin şu an için bu fikre kesinlikle sıcak bakmadığını dile getirdi.
"Anlaşmanın Şartları Çok Sağlam Olmalı"
Başkan Donald Trump, gelecekte İran ile yapılacak olası bir anlaşmanın masaya gelmesi halinde, öne sürülecek şartların çok sağlam temellere dayanması gerektiğini vurguladı. Mevcut silahlı çatışmaları ve karşılıklı saldırıları sona erdirecek bu potansiyel mutabakatın kesin koşullarının neler olacağına dair kendisine yöneltilen soruyu ise yanıtsız bırakmayı tercih etti. Ancak nükleer silahsızlanma konusunun altını önemle çizerek, Tahran yönetiminin mevcut nükleer hedeflerinden tamamen ve kalıcı olarak vazgeçeceğine dair net bir taahhüdün, masadaki herhangi bir anlaşmanın ayrılmaz bir parçası olacağını açıkça ifade etti.
Hark Adası ve Hürmüz Boğazı'nın Güvenliği
Amerika Birleşik Devletleri ordusunun bölgedeki spesifik askeri faaliyetlerine de değinen Donald Trump, ülkesinin Hark Adası'na yaptığı saldırının yıkıcı sonuçları hakkında çarpıcı ifadeler kullandı. Gerçekleştirilen son askeri operasyonun söz konusu adanın büyük bir kısmını tamamen yerle bir ettiğini savunan başkan, Amerikan ordusunun adayı sırf eğlence olsun diye birkaç kez daha vurabileceğini sözlerine ekledi. Tüm bu askeri ve diplomatik krizlerin küresel enerji piyasalarına yansıması da gündemdeki yerini korudu. Küresel çapta hızla hissedilen petrol fiyatlarındaki artışlar karşısında atılacak uluslararası adımları değerlendiren lider, dünya ticareti için kritik bir enerji geçiş güzergahı olan Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini tam anlamıyla sağlamak adına diğer müttefik ülkelerle birlikte ortak bir plan üzerinde yoğun şekilde çalıştıklarını aktardı.



