Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesinde kurulan Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, çocuk adalet sistemini iyileştirmek ve suçu önlemek amacıyla önemli bir toplantıya imza attı. Uzmanların çarpıcı sunumlar gerçekleştirdiği komisyonda, cezalandırma yöntemlerinden çok rehabilitasyon ve koruyucu mekanizmaların önemi vurgulandı.
Bilimsel Veriler Işığında Yeni Politika Hedefleri
Komisyon, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında bir araya geldi. Açılış konuşmasını yapan Durgut, komisyonun temel felsefesini şu sözlerle özetledi:
"Amacımız sadece mevcut sorunları tespit etmek değil; bilimsel veriler ışığında, meselenin biyopsikososyal boyutlarını ele alan, önleyici ve sürdürülebilir politikalar geliştirmektir."
Durgut, uluslararası iyi uygulama örneklerinin Türkiye şartlarına uyarlanmasının kritik bir öneme sahip olduğunu belirterek; erken risk tespiti, kurumlar arası veri paylaşımı ve çocuk koruma sistemlerinin geliştirilmesinin yol gösterici olacağını ifade etti.
"Erken Yaşta Cezalandırma Suçu Azaltmıyor"
Toplantıda söz alan Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ozan Selçuk, nörobilim çalışmalarına dayanarak dikkat çeken uyarılarda bulundu. Selçuk, insan beynindeki korteks gelişiminin 25 yaşına kadar sürdüğünü hatırlatarak şunları söyledi:
Cezai Ehliyet Yaşı: Türkiye’de ceza yaşının düşük tutulmaması, Birleşmiş Milletler tavsiyeleriyle uyumlu ve hayati bir durumdur.
Beyin Gelişimi ve Stres: Erken yaşta hapis veya ağır cezalar suçu önlemiyor. Aksine, stres altındaki korteks gelişimi zayıflıyor ve travmalar derinleşiyor.
Dürtü Kontrolü: Gelişimini tamamlamamış bir bireyin, eylemlerinin sonuçlarını öngörmesi bilimsel olarak daha zordur.
Türkiye İçin Yeni Model Önerisi: "Okul Sosyal Hizmeti"
Doç. Dr. Selçuk, dünyadaki örnekleri inceleyerek Türkiye'ye özgü çözüm önerilerini sundu. İngiltere’deki "Gençlik Suç Kurulları" modeline değinen Selçuk, polis, sosyal hizmet uzmanı ve okulun aynı masada yer aldığı multidisipliner bir yapının kurulması gerektiğini savundu. Özellikle okullarda sosyal hizmet uzmanlarının görevlendirilmesinin, riskli çocukların erken tespiti için bir dönüm noktası olacağını vurguladı. Ayrıca, denetimli serbestlik sürecindeki çocuklara "çoklu terapi" gibi kanıta dayalı yöntemlerin uygulanması gerektiğini belirtti.
Çocukları Suça İten 5 Temel Faktör
Uzman Pedagog ve Sosyal Çalışmacı Haluk Kaya ise yaptığı sunumda, çocukların suça yönelme süreçlerinin bir sonuç olduğunu ifade etti. Kaya’ya göre çocukları koruyan mekanizmalar zayıfladığında şu risk faktörleri öne çıkıyor:
Aile: Şiddet, ihmal ve tutarsız ebeveynlik tutumları.
Okul: Başarısızlık, devamsızlık ve akran zorbalığı nedeniyle sosyal bağların kopması.
Akran Çevresi: Ergenlikteki aidiyet ihtiyacının riskli gruplarla karşılanması.
Psikolojik Etkenler: Öfke kontrol sorunları, travmalar ve madde kullanımı.
Sosyoekonomik Durum: Yoksulluk, sosyal dışlanma ve göç kaynaklı uyum problemleri.
Kaya, çağdaş sistemlerin sadece işlenen fiile değil, çocuğun içinde bulunduğu sosyal bağlama odaklanması gerektiğini hatırlatarak sunumunu tamamladı. Komisyon, sunulan bu bilimsel veriler ışığında çözüm raporu hazırlamaya devam edecek.

