İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, 2025 yılının Türk tarımı için son yılların en büyük sınavlarından biri olduğunu açıkladı. İklim krizi etkilerinin doğrudan hissedildiği bu dönemde, geleneksel üretim modellerinin artık sürdürülebilir olmadığını belirten Kestelli, tarımda köklü bir dönüşümün kaçınılmaz hale geldiğini vurguladı. Borsanın aralık ayı meclis toplantısında konuşan Kestelli, üretim planlamasının ve iklim direncinin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
Yılın ilk aylarında yaşanan zirai don olaylarının tarım arazilerinde derin yaralar açtığını belirten Kestelli, özellikle meyve ve tahıl grubunda ciddi bir rekolte kaybı yaşandığını dile getirdi. Verilere göre sebze üretiminde yüzde 1, tahıl ve bitkisel ürünlerde yüzde 10, meyve üretiminde ise yüzde 30'u aşan kayıplar görüldü. Bu durumun gıda arz güvenliği üzerindeki etkilerinin 2026 yılına girerken de yoğun şekilde hissedilmesi bekleniyor.
Tarım Ürünlerinde Dev Kayıp: Kayısı ve Antep Fıstığı Alarm Veriyor
Üretim kayıplarının en çarpıcı örneklerinden biri kayısı üretiminde yaşandı. Normal şartlar altında 100 bin tona yaklaşan rekolte beklentisi, hasat döneminde 5-10 bin ton seviyelerine kadar geriledi. Benzer şekilde Antep fıstığı üretiminde yüzde 60, kiraz rekoltesinde ise yüzde 70 oranında bir düşüş kaydedildi. Tarımsal üretimin temel direği olan tahıllarda da durum farklı değil; arpa, çavdar ve yulaf gibi ürünlerde yüzde 30'a varan kayıplar mevcut. Baklagiller tarafında ise nohut ve kırmızı mercimek üretimi iklim koşullarından en ağır darbeyi alan ürünler arasında yer alıyor.
Kestelli, pamuk, kuru üzüm, kuru incir ve zeytinyağı gibi katma değerli ürünlerde de benzer üretim düşüşlerinin yaşandığını ifade etti. Türkiye'nin içinde bulunduğu iklim kuşağındaki diğer ülkelerin de benzer testlerden geçtiğini söyleyen İTB Başkanı, tarım ve gıda sistemlerinin çevresel ve jeopolitik risklere karşı daha dirençli hale getirilmesi gerektiğini savundu.
Yeni Nesil Tarım Uygulamaları ve Karbon Ekonomisi
2026 yılına doğru ilerlerken tarım sektörü hem belirsizlikleri hem de akıllı tarım uygulamalarıyla gelen büyük fırsatları barındırıyor. Türkiye'nin bu dönüşüme hazırlıklı olması gerektiğini savunan Kestelli, su yönetimi ve teknolojik entegrasyonun önceliklendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu yeni dönemde su hasadı, kuraklığa dayanıklı tohumlar ve onarıcı tarım gibi yöntemler artık bir seçenek değil, bir zorunluluk olarak öne çıkıyor.
Ayrıca, karbon tarımı adı verilen yeni bir modelin çiftçiler için ek gelir kapısı olabileceği ifade ediliyor. Topraktaki karbon miktarını artırarak karbon kredisi satışı yapmanın, gelişmiş ülkelerde yaygınlaşmaya başladığı ve Türkiye'nin de bu alandaki başlangıcının umut verici olduğu vurgulandı. Yapay zeka ve robotik tarım gibi teknolojiler ise artık üretimin merkezinde yer alarak maliyetleri düşürüp verimliliği artırmada kilit rol oynuyor. Kestelli, Türkiye'nin bu teknolojik başlangıcı iyi yaptığını ancak yol haritasının daha net çizilmesi gerektiğini söyleyerek sözlerini tamamladı.
AA


