Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Orta Doğu'da devam eden krizlerin odağında yer alan Filistin meselesi hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Zaharova, sorunun temel çözümünden kaçınmanın ve meseleyi ertelemenin bölgedeki istikrarsızlığı kalıcı hale getirdiğini vurguladı.
"Filistin Meselesi Orta Doğu Sorununun Özüdür"
Mariya Zaharova, yayımladığı yazılı açıklamada Filistin meselesinin yalnızca yerel bir sorun değil, tüm Orta Doğu sorununun temeli olduğunu belirtti. Bu konunun bölgesel gündemde arka plana itilmesinin büyük riskler taşıdığını ifade eden Zaharova, durumun görmezden gelinmesinin askeri ve siyasi açıdan ciddi bir istikrarsızlaşma yaratabileceğini dile getirdi.
Bu tür bir ihmalin sadece bölgeyle sınırlı kalmayıp küresel çapta sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunan Sözcü, Filistin topraklarındaki barışçıl çözüm girişimlerinin fiilen durma noktasına gelmesinden duydukları endişeyi paylaştı.
Şiddet Döngüsünün Nedeni: Ertelenen Çözümler
Özellikle Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da kötüleşen insani ve siyasi tabloya dikkat çeken Zaharova, bu durumun iki devletli çözüm umutlarına ciddi zarar verdiğini altını çizerek hatırlattı. Filistin meselesinin güncel askeri gerilimlerin bir esiri olmaması gerektiğini savunan Zaharova, şu noktalara değindi:
Meselenin görmezden gelinmesi ve temel çözüm yerine geçici formüllerin geliştirilmesi, şiddeti kaçınılmaz kılmaktadır.
Çözümün belirsiz bir süreyle ertelenmeye çalışılması, her seferinde yeni çatışma döngüleri oluşturmaktadır.
Geçici çözümler, bölgedeki kalıcı barışı tesis etmekten uzaktır.
Uluslararası Hukuk ve Diplomatik Çözüm Çağrısı
Rusya'nın bu konudaki tutumunun net olduğunu ifade eden Mariya Zaharova, uluslararası toplumun Filistin meselesine karşı daha aktif bir ilgi göstermesi gerektiğini vurguladı. Sorunun çözümünde küresel aktörlerin iş birliği yapmasının zorunluluk olduğunu belirtti.
Zaharova, hem Filistin meselesinin hem de Orta Doğu’daki diğer krizlerin uluslararası hukuk ilkelerine bağlı kalınarak çözülmesi gerektiğini savundu. Rusya'nın, bu süreçlerin yalnızca siyasi ve diplomatik araçlar kullanılarak nihayete erdirilmesinden yana olduğunu aktararak açıklamasını tamamladı.


