ABD Başkanı Donald Trump'ın 3 Ocak'ta Venezuela'ya yönelik askerî müdahalesinin ardından, Washington'un ülkenin petrol sektörünü ABD'li şirketlere açma ve arzı yeniden devreye alma mesajları, piyasalardaki aşağı yönlü baskıyı güçlendirdi.
Buna karşın, İran'daki gelişmelere bağlı olarak askerî seçeneklerin gündeme gelebileceğine ilişkin haber akışı ve İran'la ticaret yapan ülkelere yüzde 25 gümrük vergisi uygulanacağına dair karar, fiyatlara yukarı yönlü destek sağladı.
Yılın ilk haftasını 60,73 dolar seviyesinde tamamlayan Brent petrolün varil fiyatı, 16 Ocak'la biten haftayı yüzde 4,8 artışla 63,63 dolardan kapattı.
Piyasalar iki zıt kuvvetin etkisi altında
AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Londra Enerji Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Öğütçü, 2026'ya girerken petrol piyasasının klasik arz-talep dengesinden ziyade risk algısıyla fiyatlandığını söyledi.
Piyasaların aynı anda iki zıt kuvvetin etkisinde olduğuna işaret eden Öğütçü,
'Venezuela fiyatları aşağı iterken, İran doğrudan fiyatı yukarı çekmese bile oynaklığı belirgin biçimde artırıyor. Bu nedenle 2026'yı tek bir Brent rakamıyla değil, bir senaryo bandıyla okumak gerekiyor.' dedi.
Venezuela cephesinde son dönemdeki en somut gelişmenin, büyük ticaret şirketlerinin ülke ham petrolünü yeniden Asya pazarına yönlendirmesi olduğunu belirten Öğütçü; Vitol ve Trafigura gibi şirketlerin Venezuela ham petrolünü Hindistan ve Çin rafinerilerine pazarlamaya başladığını, sürecin ise ABD onayı çerçevesinde ilerlediğini anlattı.
İran tarafında ise tersine bir tablo bulunduğunu vurgulayan Öğütçü, protestoların yarattığı siyasî stres, artan yaptırım baskısı ve lojistik kaygıların, piyasaya arz kesintisi ihtimali olarak yansıdığını ifade etti.
Ayrıca, İran'ın denizde bekleyen petrol miktarının 166-170 milyon varil ile rekor seviyelere ulaştığını belirten Öğütçü, bu durumun kısa vadede bir 'tampon' olarak görülse de, satılamayan varil algısını güçlendirerek belirsizliği artırdığını kaydetti.
2026 için üçlü arz ve fiyat senaryosu
Öğütçü, 2026'ya yönelik petrol arz görünümünde üç farklı senaryonun öne çıktığını, İran ve Venezuela kaynaklı ilave arzın ABD yaptırımları, operasyonel kapasite ve jeopolitik risklere son derece duyarlı olduğunu vurguladı.
- Baz senaryoda, küresel arzda günlük 150-300 bin varil aralığında sınırlı bir artış öngörülüyor. Venezuela'nın katkısının 150-250 bin varil ile sınırlı kalması, İran'da ise üretim ve ihracatın kırılgan ancak tamamen kopmayan bir görünüm sergilemesi bekleniyor.
- Düşük senaryoda, ilave arzın 0-100 bin varil ile sınırlı kalacağı öngörülüyor. Venezuela'da operasyonel ve lojistik aksamalar, İran'da ise protestoların ihracat zincirine sirayet etmesi belirleyici oluyor.
- Yüksek senaryoda ise küresel arzda günlük 400-600 bin varil arasında güçlü bir artış potansiyeli bulunuyor. Venezuela'da saha rehabilitasyonunun hızlanması, İran'da ise jeopolitik tansiyonun düşmesiyle 'gölge ihracat' kanallarının yeniden açılması bu görünümü destekliyor.
Öğütçü, OPEC verilerinin 2025 Aralık ayında İran ve Venezuela kaynaklı üretim düşüşlerine işaret ettiğini belirterek,
'2026 başında 'hızlı arz artışı' varsayımı şimdilik temkinli okunmalı.' dedi.
Bu çerçevede Brent petrol için üçlü fiyat bandı öne çıkıyor:
- Düşük senaryoda: 45-55 dolar
- Baz senaryoda: 55-65 dolar
- Yüksek senaryoda: 70-85 dolar
Son olarak piyasa oyuncularının Venezuela'nın fiilî ihracatı, İran'daki protestoların seyri, ABD'nin tarife uygulamaları, OPEC+ üretim disiplini ve Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik risklerini yakından izlemesi gerektiğini belirten Öğütçü, şu değerlendirmeyle sözlerini tamamladı:
'Venezuela arz tarafında bir 'dönüş' hikâyesi yazabilir; ancak İran dosyası bu hikâyeye sürekli yeni bir belirsizlik katmanı ekliyor. Bu yüzden 2026'yı 'Brent kaç dolar olur' sorusuyla değil, 'hangi bantta ve hangi oynaklıkla seyreder' sorusuyla okumak daha doğru.'

