Uzmanlara göre bölgedeki askeri gerilim, petrol tankerlerinin güvenliğini sağlamayı son derece zor hale getirirken küresel enerji piyasalarında da büyük belirsizlik yaratıyor.
Uluslararası denizcilik ve enerji piyasalarını yakından etkileyen bu kriz, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin önemli bölümünün geçtiği bir dar boğazda yaşandığı için küresel ekonomi açısından kritik önem taşıyor.
Hürmüz Boğazı neden bu kadar kritik?
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’ni Umman Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlayan dar bir su yolu olarak biliniyor. Dünya enerji ticareti açısından en önemli geçiş noktalarından biri olan bu boğazdan:
Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’si
Sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) önemli bir bölümü
Küresel gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 33’ü
taşınıyor.
Bu nedenle Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak herhangi bir aksama, yalnızca bölge ülkelerini değil Asya, Avrupa ve Amerika’daki enerji piyasalarını da doğrudan etkileyebiliyor.
Deniz taşımacılığı neredeyse durma noktasında
Son haftalarda artan askeri gerilim nedeniyle boğazdan geçen gemi trafiğinin büyük ölçüde azaldığı belirtiliyor. Bazı raporlara göre çatışmaların başlamasının ardından boğazdan geçen ticari gemi hareketi yaklaşık yüzde 97 oranında düştü.
İran’ın bölgedeki gemilere karşı sert uyarılarda bulunduğu ve en az 11 gemiye saldırı düzenlendiği yönündeki iddialar da uluslararası deniz taşımacılığını daha da riskli hale getirdi.
Bu durum, özellikle petrol tankerleri ve LNG taşıyan gemiler için sigorta maliyetlerinin hızla artmasına ve birçok şirketin seferlerini ertelemesine neden oldu.
Coğrafya güvenliği zorlaştırıyor
Uzmanlara göre Hürmüz Boğazı’nda gemi güvenliğini sağlamak coğrafi nedenlerle oldukça zor. Çünkü:
Boğazın bazı noktaları oldukça dar
İran kıyılarına ve İran kontrolündeki adalara çok yakın
Çevredeki dağlık alanlar askeri operasyonlar için doğal koruma sağlıyor
Bu durum, deniz kuvvetlerinin bölgede tam güvenlik sağlamasını güçleştiriyor.
Ayrıca boğazdaki gemi trafik şeritleri oldukça dar. Bazı bölgelerde gidiş ve geliş şeritlerinin genişliği sadece birkaç kilometreyle sınırlı. Bu da tankerlerin saldırılara karşı daha savunmasız olmasına neden oluyor.
İran’ın kullandığı askeri yöntemler
Uzmanlar, İran’ın konvansiyonel büyük bir donanmaya sahip olmamasına rağmen asimetrik deniz savaş taktikleri sayesinde bölgede ciddi bir tehdit oluşturabildiğini belirtiyor.
Buna göre İran şu yöntemleri kullanabiliyor:
Hızlı saldırı botları
Deniz mayınları
İnsansız hava araçları (İHA)
Mini denizaltılar
Gemiye yönelik intihar saldırıları
Bu yöntemler, özellikle petrol tankerleri gibi yavaş hareket eden büyük gemiler için ciddi risk oluşturuyor.
ABD ve müttefikleri gemileri korumayı planlıyor
ABD ve müttefiklerinin bölgede ticari gemilere askeri eskort sağlama planlarını değerlendirdiği belirtiliyor. Ancak uzmanlara göre bu tür bir operasyon:
Çok sayıda savaş gemisi gerektiriyor
Uzun süre sürdürülebilir değil
Büyük lojistik maliyetler doğuruyor
Bu nedenle Hürmüz Boğazı’nda güvenliğin tamamen sağlanması uzun vadede oldukça zor bir görev olarak görülüyor.
Alternatif enerji yolları sınırlı
Bazı Körfez ülkeleri petrol ihracatı için alternatif yollar kullanmaya çalışıyor. Örneğin:
Suudi Arabistan, petrolünü Kızıldeniz’e taşıyan Doğu-Batı boru hattını kullanabiliyor.
Birleşik Arap Emirlikleri, petrolü Umman Denizi kıyısındaki Fujairah limanına taşıyan boru hattına sahip.
Ancak bu alternatif hatların kapasitesi sınırlı ve Hürmüz Boğazı’ndan geçen toplam petrol hacmini tamamen telafi edemiyor.
Küresel enerji piyasaları alarma geçti
Enerji şirketleri ve analistler, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin petrol ve yakıt fiyatlarını ciddi şekilde yükseltebileceği uyarısında bulunuyor.
Örneğin bazı raporlara göre:
Brent petrol fiyatı savaşın etkisiyle kısa süreliğine 120 dolara yaklaştı
Dizel ve petrol ürünlerinde arz daralması riski arttı
Küresel enflasyon üzerinde yeni bir baskı oluşabilir
Uzmanlara göre boğazın uzun süre kapalı kalması halinde küresel enerji piyasalarında büyük bir kriz yaşanabilir.

