Piyasa verileri yükleniyor...
NSA Çalışanı Trump'ın Cinsiyet Kararnamesini Yargıya Taşıdı
Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) veri bilimcisi Sarah O'Neill, Trump'ın iki 'değişmez' cinsiyet odaklı kararnamesine karşı hak ihlali gerekçesiyle dava açtı.
HABERIN DEVAMI

Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) bünyesinde veri bilimcisi olarak görev yapan transseksüel çalışan Sarah O'Neill, Donald Trump yönetiminin yeni politikalarına karşı federal mahkemede dava açtı. Maryland'deki ABD Bölge Mahkemesi'ne sunulan dava dilekçesinde, hükümetin sadece iki 'değişmez' cinsiyeti tanımasına yönelik başkanlık kararnamesinin federal yasaları ve sivil hakları ihlal ettiği savunuluyor. Trump'ın göreve başladığı ilk saatlerde imzaladığı bu kararname, kamu kurumlarında cinsiyet kimliği tanımını kökten değiştirmiş durumda.

Kararnamenin Getirdiği Kısıtlamalar ve Çalışma Ortamı

Trump'ın göreve başladığı gün imzaladığı başkanlık emri, federal hükümetin tüm operasyonlarında ve basılı materyallerinde yalnızca 'erkek' ve 'kadın' olmak üzere iki biyolojik cinsiyeti tanımasını şart koşuyor. Davacı O'Neill, bu kararın doğrudan kendi varlığını reddettiğini ve NSA içerisindeki çalışma koşullarını tamamen değiştirdiğini belirtiyor. Dilekçede, kararnamenin ardından kurumun transseksüel kimlikleri tanıyan politikalarını iptal ettiği ve güvenli bir çalışma ortamı sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediği ifade ediliyor.

Dava dilekçesinde yer alan iddialara göre, Sarah O'Neill'ın yazılı iletişimlerinde kadın zamirlerini kullanması yasaklandı. Ayrıca, veri bilimcisinin iş yerindeki kadınlar tuvaletini kullanmasına da engel getirildi. O'Neill, bu uygulamaların kendisine karşı düşmanca bir çalışma ortamı yarattığını ve İş Kanunu kapsamında korunan haklarının gasp edildiğini savunuyor. Bu kısıtlamaların, Trump'ın kampanya dönemindeki söylemlerinin doğrudan bir yansıması olduğu ve devlet politikası haline getirildiği vurgulanıyor.

Yüksek Mahkeme Emsali ve Madde VII Tartışması

Davanın hukuki dayanağı, ABD'deki ünlü Sivil Haklar Yasası'nın VII. Maddesi'ne dayanıyor. Sarah O'Neill, cinsiyet temelli ayrımcılığın yasaklandığı bu maddenin, transseksüel bireyleri de kapsadığını hatırlatıyor. Nitekim ABD Yüksek Mahkemesi, 2020 yılında verdiği emsal bir kararla, cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılığın doğrudan cinsiyet ayrımcılığı kapsamına girdiğine hükmetmişti. Mahkemenin o dönemki görüşünde, bir kişiyi transseksüel olduğu için cezalandırmanın, o kişiyi biyolojik cinsiyeti nedeniyle cezalandırmakla eşdeğer olduğu belirtilmişti.

Kararnamelere Karşı Yargı Süreçleri Devam Ediyor

Trump'ın ikinci başkanlık döneminde imzaladığı çok sayıda başkanlık kararnamesi, federal yargı içerisinde geniş çaplı tartışmalara ve ardı ardına gelen davalara neden oluyor. Sarah O'Neill, maruz kaldığı ayrımcılığın son bulmasını ve iş yerindeki haklarının iade edilmesini talep ederken, uğradığı manevi zarar için de tazminat talebinde bulundu. Beyaz Saray ise henüz konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Yargının, başkanlık yetkileri ile anayasal haklar arasındaki bu çatışmada nasıl bir denge kuracağı, ABD'deki kamu çalışanlarının gelecekteki hakları açısından kritik bir dönemeç olarak görülüyor.

O'Neill'ın avukatları, kararnamenin cinsiyet kimliği varlığını tamamen reddettiğini ve bunu 'toplumsal cinsiyet ideolojisi' olarak nitelendirerek bilimsel gerçeklikten uzaklaştığını savunuyor. Davanın ilerleyen aşamalarında, hükümetin 'değişmez cinsiyet' tanımının anayasal uygunluğu test edilecek.


AP News

Kaynaklar

Bu habere tepkiniz ne?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...