Türkiye’nin doğal miras alanları, milli parkları ve biyolojik çeşitliliği için tarihi bir adım atıldı. Milli Parklar Kanunu ve ilgili mevzuatlarda köklü değişiklikler öngören kanun teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Yeni düzenleme ile doğa koruma faaliyetlerinde yetki alanları genişletilirken, yönetim mekanizmalarında profesyonel bir yapıya geçiliyor.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğüne Tam Yetki
Yeni yasayla birlikte, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP), ekosistemin korunması ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesi konularında en üst denetim ve uygulama otoritesi haline getirildi. Genel Müdürlük, nesli tehlike altındaki türlerin korunmasından nadir bitki ve hayvan türlerinin takibine kadar geniş bir yelpazede denetim yapacak.
Özellikle doğal yapıyı bozan faaliyetlere karşı idari yaptırım uygulama yetkisi doğrudan Genel Müdürlüğe verildi. Bu kapsamda yapılacak denetim giderleri için kurum bütçesine özel ödenek ayrılacak ve açılacak davalarda kurum doğrudan taraf kabul edilecek. Bu yapısal değişim, doğa koruma süreçlerinin daha hızlı ve etkin yürütülmesini hedefliyor.
Korunan Alanlarda Yeni Tanımlar: Alan Kılavuzu ve Koruma Memuru
Yasada öne çıkan en dikkat çekici düzenlemelerden biri, korunan alanlardaki insan kaynağının profesyonelleşmesi oldu. Yasaya eklenen yeni tanımlar şu şekilde netleşti:
Alan Kılavuzu: Korunan alanların yakınında yaşayan ve DKMP tarafından verilen eğitimi tamamlayarak kimlik alan yöre halkı, ziyaretçi yönetiminde aktif rol alacak.
Av ve Doğa Koruma Memuru: Biyolojik çeşitliliğin korunması, yaban hayvanlarının bakımı, sayımı ve mevzuata aykırı fiillerin takibi için özel olarak eğitilen Genel Müdürlük personeli sahada görev yapacak.
Bu personeller, orman muhafaza memurları ve saha bekçileriyle koordineli çalışarak kaçak avcılık ve doğa tahribatına karşı koruma kalkanı oluşturacak.
İmar Planları ve Yapılaşma Koşulları Yeniden Düzenlendi
Milli parklar dışındaki tabiat parkları, tabiat anıtları ve koruma alanları için de artık milli parklarda uygulanan "Uzun Devreli Gelişme Planı" süreci geçerli olacak. Bu alanlardaki her türlü yapılaşma ve iskan faaliyeti, hazırlanan koruma planlarına uygun olmak zorunda.
Turizm merkezleri ve kültür-turizm koruma bölgelerinde yapılacak yatırımlarda, DKMP’nin olumlu görüşü alınmadan işlem yapılamayacak. Ayrıca, planlara aykırı olduğu tespit edilen veya tescil yasağı kapsamında kalan tüm yapı ve tesislere, herhangi bir ek karara gerek duyulmaksızın Genel Müdürlükçe el konulacak; bu yapılar derhal yıkılacak veya ihtiyaç halinde kurumca değerlendirilecek.
Özel İşletmelere 99 Yıla Kadar İzin İmkanı
Yasada gerçek ve tüzel kişilere yönelik izin süreçleri de detaylandırıldı. Milli park ve tabiat parklarında kamu yararı gözetilerek turistik tesis yapımı için Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından izin verilebilecek. Bu izinler kapsamında tesis edilecek intifa hakkı süresi başlangıçta 49 yıl olarak belirlendi.
Ancak, işletme başarısı belgelenen hak sahiplerinin bu süresi, tesisin rayiç değeri üzerinden belirlenecek bedelle 99 yıla kadar uzatılabilecek. Süre sonunda tüm tesisler eksiksiz olarak devletin tasarrufuna geçecek. İçme suyu gibi aciliyet arz eden kamu yatırımlarında ise plan şartı aranmadan hızlı aksiyon alınabilecek.
Kendi Bütçesini Yöneten Özel Statülü Kurum
Kabul edilen kanunla DKMP, kamu tüzel kişiliğine sahip özel bütçeli bir yapıya kavuşturuldu. Kurum, hizmetlerinin aksamaması ve yatırımların sürdürülebilirliği için kendi döner sermayeli işletmelerini kurabilecek. Cumhurbaşkanı, bu işletmelerin sermayesini 5 katına kadar artırmaya yetkili olacak. Milli park alanlarından elde edilen tüm gelirler, kurumun döner sermayesine kaydedilerek yeniden doğa koruma faaliyetlerinde kullanılacak.
Bu yasal düzenleme, Türkiye’nin yeşil alanlarının yönetiminde daha özerk, daha denetleyici ve yerel halkı sürecin içine katan modern bir yönetim modelinin kapılarını aralıyor.

