Amerika Birleşik Devletleri'nin Los Angeles kentinde teknoloji devlerine karşı açılan tarihi dava tüm hızıyla devam ediyor. Meta ve Google şirketlerine karşı yürütülen ve sosyal medyanın zararlarının ele alındığı davada kapanış konuşmaları yapıldı. İddia makamı avukatı Mark Lanier, platformların tasarımlarının çocukların beyinlerinde bağımlılık yaratacak şekilde kurgulandığını savundu. Bu süreci 1990'lardaki tütün şirketleri davalarına benzeten hukukçular, teknoloji devlerinin bağımlılık yaratan mekanizmaları bilinçli olarak kullandığını öne sürdü. Suçlamaları kesin bir dille reddeden Meta yetkilileri ise gençlere her zaman daha güvenli ve sağlıklı bir deneyim sunmanın temel hedefleri olduğunu savundu.
Davanın Merkezinde Sonsuz Kaydırma Özelliği Var
Geçmişte sosyal medya akışlarının belirli bir sonu varken, günümüzde ekranı sürekli kaydırma işleminin asla bitmemesi davanın en önemli tartışma konularından biri haline geldi. Eski bir Meta çalışanı olan Arturo Bejar, sonsuz kaydırma adı verilen bu mekanizmanın sürekli yenilenen bir dopamin kaynağı olduğunu ve kullanıcılara her zaman daha ilginç bir şeylerin sunulacağı vaadiyle çalıştığını belirtti. Davada sunulan şirket içi belgelere göre, 2020 yılında bazı çalışanlar artan ödül toleransından endişe duyduklarını dile getirdi. Kurum içi mesajlaşmalarda Instagram uygulamasının bir uyuşturucuya benzetildiği ve çalışanların kendilerini uyuşturucu satıcılarına benzettiği görüldü. Uzmanlar, bu yapının gençleri saniyenin çok küçük bir diliminde kararlar vermeye ittiğini ve daima sıradaki içeriğin daha iyi olacağı hissini yaratarak gençleri ekrana kilitlediğini vurguluyor.
Otomatik Oynatma ve Gelişmeleri Kaçırma Korkusu
Kullanıcı müdahalesi olmadan videoların kendiliğinden başlamasını sağlayan otomatik oynatma özelliği de mahkemede incelenen bir diğer önemli başlık oldu. Bu özelliğin ilk standartlaştığı dönemde kullanıcılar tarafından oldukça rahatsız edici bulunduğunu belirten uzmanlar, sonucun ise izlenme sürelerinin artması ve reklamverenlerin memnuniyetiyle bittiğini aktardı. İnsanların neler olduğunu anlayacak kadar izleme refleksini tetikleyen bu özellik, davada bir restoranda ikram edilen ücretsiz cipsleri yemeden duramamaya benzetildi.
Bununla birlikte, bildirimler ve beğeni sayıları gibi unsurların kullanıcıları, özellikle de çocukları platforma sıkı sıkıya bağlı tuttuğu ifade edildi. Davranışsal bağımlılık uzmanları, beğeniler için rekabet etmenin vücutta haz kimyasalları salgılanmasına neden olduğunu belirtiyor. Instagram yöneticisi Adam Mosseri ise platformların klinik olarak bağımlılık yapıcı olmadığını savundu. Mosseri, bu durumu iyi bir televizyon şovuna bağımlı olmaya benzettiğini mahkeme heyetine sundu. Cuma günü müzakerelere başlayan jürinin vereceği kararın, teknoloji şirketlerinin platform tasarımlarındaki yasal sorumluluklarını tamamen yeniden tanımlaması bekleniyor.



