Sabah ezanıyla birlikte kapıların açılmasıyla yüzlerce Filistinli Harem-i Şerif’e akın etti.
İşgal altındaki Doğu Kudüs’ün Eski Şehir bölgesinde yer alan Harem-i Şerif, uzun süren kısıtlamaların ardından yeniden ibadete açıldı. Bölgeden aktarılan bilgilere göre, sabah namazı için gelen yüzlerce kişi cami avlusunda saf tuttu.
Gözyaşlarıyla şükür secdesi
Kapıların açılmasıyla birlikte duygusal anlar yaşandı. Çok sayıda Filistinli, gözyaşlarını tutamayarak avlularda şükür secdesine kapandı. Uzun süredir ibadetten uzak kalan cemaatin yoğun katılım gösterdiği belirtildi.
41 gün boyunca kısıtlı erişim vardı
İsrail yönetimi, ABD ile birlikte İran’a yönelik saldırıların başladığı 28 Şubat’tan itibaren Mescid-i Aksa’ya girişleri tamamen kapatmıştı. Bu süreçte yalnızca cami görevlileri ve Kudüs İslami Vakıflar İdaresi personelinin ibadetine izin verilmişti.
Filistinliler ise bu süre boyunca namazlarını kentteki küçük camilerde kılmak zorunda kalmıştı.
Kıyamet Kilisesi de kapatılmıştı
Aynı dönemde, Hristiyanlar için büyük öneme sahip Kıyamet Kilisesi de kapatılmıştı. Bölgedeki kutsal mekanlara yönelik bu kısıtlamalar uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.
Baskın ve tartışmalar gündemdeydi
İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, 6 Nisan’da Mescid-i Aksa kapalıyken bölgeye baskın düzenlemişti. Bu gelişme, bölgedeki tansiyonu daha da yükselten adımlardan biri olarak değerlendirilmişti.
Ateşkes süreci etkili oldu
Bölgede yaşanan gelişmeler, ABD ile İran arasında sağlanan geçici ateşkesle yeni bir aşamaya girdi. Donald Trump, 8 Nisan’da yaptığı açıklamada ateşkesin kabul edildiğini duyurmuştu.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi ise sürecin diplomatik müzakerelerle sonuçlandırılmasının hedeflendiğini açıkladı. Türkiye, Pakistan ve Mısır’ın da sürece destek verdiği belirtildi.
Uzmanlar tarafından, ateşkesin sahadaki gerilimi geçici olarak düşürdüğü ve kutsal mekanlara yönelik kısıtlamaların gevşetilmesinde etkili olduğu ifade edilmektedir.
Bölgede belirsizlik sürüyor
İsrail yönetimi ateşkesi desteklediğini açıklasa da, Lübnan’a yönelik saldırıların devam ettiği bildiriliyor. Bu durum, bölgede kalıcı bir istikrarın henüz sağlanamadığını ortaya koyuyor.
