İsrail Kabinesi, ülkenin en köklü yayın organlarından biri olan ve yarım asırdan fazla süredir yayın hayatına devam eden İsrail Ordu Radyosu'nu kapatma kararı aldı. Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki sağ koalisyonun bu hamlesi, ülke genelinde sert tartışmaları beraberinde getirdi. Muhalefet ve medya temsilcileri, bu kararı demokrasi ve basın özgürlüğüne vurulmuş ağır bir darbe olarak nitelendirirken, hükümet kanadı radyoyu askeri tarafsızlığı bozmakla suçluyor.
Kapatma Kararının Gerekçeleri ve 'Kuzey Kore' Benzetmesi
Savunma Bakanı İsrail Katz tarafından sunulan öneriyle gündeme gelen kapatma sürecinin, 1 Mart 2026 tarihine kadar tamamlanması hedefleniyor. Bakan Katz, radyonun kuruluş amacından saptığını ve orduya hizmet etmek yerine İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) personeline ve kurumun kendisine yönelik eleştirel yayınların yapıldığı bir platforma dönüştüğünü savundu. İstasyonun askeri karakterini korumak yerine siyasi bir tartışma alanına evrildiğini belirten hükümet yetkilileri, bu yapının modern demokratik devletlerde bir anomali olduğunu iddia ediyor.
Kabine toplantısında konuşan Başbakan Binyamin Netanyahu, bir ordunun sivil halka yönelik radyo istasyonu işletmesinin demokratik ülkelerde görülmediğini belirterek çarpıcı bir benzetmede bulundu. Netanyahu, bu tür bir uygulamanın yalnızca Kuzey Kore gibi birkaç otoriter rejimde bulunduğunu ve İsrail'in bu grupta yer almaması gerektiğini ifade etti. Bu açıklama, hükümetin medya üzerindeki kontrolünü artırma çabası olarak görülürken, istasyonun editöryal bağımsızlığına yönelik endişeleri de derinleştirdi.
Kararın ardından İsrail'deki medya kuruluşları ve gazeteci cemiyetleri kriz toplantısı düzenledi. Gazeteciler, hükümetin kendisini eleştiren yayın organlarını susturmaya çalıştığını ve 'itaatkar bir medya' yaratmak istediğini savunuyor. İsrail Demokrasi Enstitüsü (IDI) tarafından yapılan açıklamada, Ordu Radyosu'nun kapatılmasının ülkedeki bağımsız kamu yayıncılığının yarısını yok edeceği uyarısında bulunuldu. Bu tür radikal bir kararın hükümet kabinesi yerine doğrudan parlamento denetimine sunulması gerektiği vurgulanırken, kararın iptali için Yargıtay'a başvurular yapıldı.
Genişleyen Medya Reformu ve Siyasi Arka Plan
Hükümetin bu hamlesi, İsrail'deki medya reformu adı verilen daha geniş bir paketin parçası olarak görülüyor. Koalisyon hükümeti, ulusal güvenliğe tehdit oluşturduğu gerekçesiyle medya kuruluşlarını yasaklama yetkisini genişleten geçici acil durum önlemlerini kalıcı hale getirmeyi planlıyor. Bu kapsamda daha önce Al Jazeera'nın faaliyetleri kısıtlanmıştı. Eleştirmenler, Netanyahu hükümetinin seçim yılına girilirken yargı sistemi ve medya üzerindeki baskıyı artırarak kendisine yönelik muhalefeti zayıflatmayı amaçladığını belirtiyor.
İsrail Ordu Radyosu, ülkede kamu eliyle finanse edilen iki büyük haber kaynağından biri olma özelliğini taşıyor. KAN televizyonu ve radyosuyla birlikte çalışan ancak editöryal olarak bağımsız hareket eden bu istasyonun devreden çıkarılması, kamuoyu bilgilendirme süreçlerinde önemli bir boşluk yaratabilir. Yolsuzluk davası devam eden Netanyahu'nun, yargı reformu paketini de yeniden gündeme getirmesiyle birlikte İsrail sokaklarında protestoların yeniden alevlenmesi bekleniyor. Kapatma sürecine dair hukuki itirazların Yargıtay'da nasıl bir sonuç doğuracağı, İsrail'in demokratik standartları açısından belirleyici bir sınav niteliği taşıyacak.
Reuters


