İsrail Güvenlik Kabinesi, işgal altındaki Batı Şeria'da mevcut durumu (statüko) kökten değiştirecek ve fiili ilhak sürecini hızlandıracak bir dizi karara imza attı. 8 Şubat tarihli toplantıda alınan kararlar, Yahudi yerleşimcilerin arazi edinimini kolaylaştırırken, Filistin yönetiminin idari yetkilerini önemli ölçüde kısıtlıyor.
Barış Şimdi (Peace Now) hareketi, bu adımların uluslararası anlaşmalara aykırı olduğunu ve sahada yeni bir siyasi gerçeklik oluşturarak işgalin derinleştirilmesini hedeflediğini belirtti.
Yerleşimciler İçin 'Doğrudan Arazi Alımı' Dönemi
Yeni düzenleme ile İsrail, Batı Şeria'da arazi satın alımları üzerindeki kısıtlamaları kaldırdı. Daha önce sadece bölgede ikamet edenlerin veya kayıtlı şirketlerin arazi almasına izin verilirken, yapılan değişiklikle İsrail vatandaşları şirket kurma zorunluluğu olmaksızın Filistinlilerden doğrudan arazi satın alabilecek. Ayrıca, arazi alımı öncesinde İsrail makamlarından alınması gereken zorunlu izin şartı da iptal edildi.
Bununla birlikte, tapu sicil kayıtlarındaki gizlilik uygulaması da sonlandırıldı. Bu hamlenin, mülk sahibi Filistinlilerin kimliklerini açığa çıkararak onları fanatik yerleşimci grupların tehdit ve şantajına açık hale getirmesinden endişe ediliyor. Ayrıca İsrail devleti, 1970'li yıllarda kullanılan ve Yahudi Ulusal Fonu'na bağlı çalışan arazi alım mekanizmasını yeniden devreye sokma kararı aldı.
A ve B Bölgelerinde Filistin Yetkileri Kısıtlanıyor
Alınan kararların en dikkat çekici maddelerinden biri, 1995 tarihli İkinci Oslo Anlaşması ile belirlenen yetki alanlarına yönelik müdahaleler oldu. Anlaşmaya göre Batı Şeria üç idari bölgeye ayrılmıştı:
- A Bölgesi: Tamamen Filistin yönetimi kontrolünde.
- B Bölgesi: İdari kontrol Filistin'de, güvenlik kontrolü İsrail'de.
- C Bölgesi: Tamamen İsrail kontrolünde.
Yeni kararla İsrail'e bağlı sivil yönetim birimleri, uluslararası hukuka göre Filistin idaresinde olan A ve B bölgelerinde de faaliyet gösterme yetkisi kazandı. İsrail yönetimi; 'kültürel miras', 'arkeolojik alanlar', 'çevresel riskler' ve 'su kaynakları' gibi gerekçelerle bu bölgelere müdahale edebilecek. Bu durum, Filistinlilere ait yapıların yıkılmasına veya arazilere el konulmasına yasal zemin hazırlıyor.
El Halil ve Beytüllahim'de 'Paralel Yönetim' Adımı
İsrail, El Halil kentinde bulunan ve Müslümanlar ile Yahudiler arasında sık sık gerilimin yaşandığı Hz. İbrahim Camisi ve çevresindeki yetki devrini de gündeme aldı.
Bölgedeki planlama ve inşaat yetkisi, Filistin El Halil Belediyesi'nden alınarak İsrail'e bağlı sivil bir yönetime devredildi. Bu adım, El Halil'de Filistin yönetiminden bağımsız paralel bir belediye kurulması anlamına geliyor. Karar, Filistin belediyesinin onayı olmadan yerleşim alanlarının genişletilmesine olanak tanıyor.
Benzer bir karar Beytüllahim kenti için de alındı. Yahudilerce kutsal sayılan Rahel Kabri'nin sorumluluğu Filistin yönetiminden alınarak yeni kurulacak İsrail idaresine bırakıldı.


