Piyasa verileri yükleniyor...

İran'da protestolarda öldürülenlerin yakınları yaşadıklarını BBC'ye anlattı: Cenaze törenine bile izin verilmiyor

Yayımlanma Tarihi: 15 Ocak 2026 10:28 | Son Güncelleme Tarihi: 27 Ocak 2026 00:39
İran'da protestolarda öldürülenlerin yakınları yaşadıklarını BBC'ye anlattı: Cenaze törenine bile izin verilmiyor
Tahran'daki protestolardan eve dönerken eşini kollarıyla saran Rıza, bir anda ellerinde sadece Meryem'in ceketi kaldığını fark etti. Kurşunun nereden geldiği bilinmezken İran genelinde protestolara yönelik kanlı baskıda binlerce kişi hayatını kaybetti; geride ise yarım kalan hayaller, suskun mezarlıklar ve 'savaş' diye tanımlanan bir ülke kaldı. Peki İran'da durum ne? Kimler ölüyor, öldürülüyor? Öldürülenlerin yakınları yaşananları BBC Farça'ya anlattı. İşte o gerçekler...
HABERIN DEVAMI

8 Ocak'ta Tahran'daki bir protestoya katıldıktan sonra evine dönmeye çalışan Rıza, kalabalık içinde eşi Meryem'i korumak için kollarını ona doladı. Ancak birkaç saniye sonra hayatı altüst oldu. Daha sonra BBC Farsça'ya konuşan bir aile üyesi, Rıza'nın yaşadıklarını şu sözlerle aktardı:
'Birdenbire kolumun hafiflediğini hissettim. Ellerimde sadece ceketi vardı.'

Meryem ölümcül şekilde vurulmuştu. Kurşunun nereden geldiği ise hâlâ bilinmiyor.

Rıza, eşinin cansız bedenini yaklaşık bir buçuk saat boyunca taşıdı. Yorgun düşüp bir ara sokağa oturduğunda, yakındaki bir evin kapısı açıldı. Ev sakinleri onları garajlarına aldı, beyaz bir çarşaf getirdi ve Meryem'in bedenini bu çarşafa sardılar.

Bu, protestolara katılıp evine dönemeyen binlerce İranlıdan yalnızca birinin hikâyesiydi.

Meryem, protestolara katılmadan günler önce 7 ve 14 yaşındaki çocuklarına ülkede yaşananları anlatmıştı.
'Bazen anne babalar protestolara gidiyor ve geri dönmüyor' demişti. 'Benim ve sizin kanınız, başkasınınkinden daha değerli değil.' Yetkililerin gösterilere ölümcül bir baskıyla karşılık vermesiyle Meryem, eve dönemeyen binlerce protestocudan biri oldu.

ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı'na (HRANA) göre, son üç hafta içinde 12'si çocuk en az 2.400 protestocunun öldürüldüğü doğrulanabildi. Ancak gerçek sayının çok daha yüksek olabileceği belirtiliyor.

Ölü sayısını netleştirmek neredeyse imkânsız. Çünkü İran, yetkililerin uyguladığı neredeyse tam bir internet kesintisi altında. İnsan hakları örgütlerinin ülkeye erişimi yok; BBC dahil uluslararası medya kuruluşları sahada çalışamıyor.

Yetkililer ve Resmî Söylem

İranlı yetkililer protestolarda ölen sivillerle ilgili bir rakam açıklamadı. Yerel basında ise 100 güvenlik görevlisinin öldüğü, protestocuların 'isyancı ve terörist' olduğu ve birçok şehirde cami ve bankaların ateşe verildiği iddia edildi.

İran para biriminin dolar karşısında sert şekilde değer kaybetmesinin ardından 29 Aralık'ta Tahran'da başlayan protestolar, kısa sürede onlarca kent ve kasabaya yayıldı. Göstericiler bu kez doğrudan İran'ın dini liderliğini hedef aldı.

Güvenlik güçleri, protestoların ilk günlerinden itibaren sert müdahalelere başladı. 7 Ocak'a kadar en az 34 protestocunun öldürüldüğü bildirilirken, en kanlı günlerin geçtiğimiz perşembe ve cuma yaşandığı belirtiliyor. Binlerce kişi Ayetullah Ali Hamaney'in yönetimine son verilmesi çağrısıyla sokaklara çıktı.

'Mahallemiz Kan Kokuyor'

BBC Farsça, İran içinden onlarca tanığın mesajlarını aldı. Tanıklar, yaşananların dünyaya duyurulmasını istediklerini söyledi.
Bir tanık, 'Mahallemiz kan kokuyor, o kadar çok insan öldürüldü ki' derken, bir diğeri güvenlik güçlerinin 'çoğunlukla başlara ve yüzlere ateş ettiğini' anlattı.

Protestolar İran'ın 31 ilinin tamamına yayıldı. Sızan bilgiler, küçük şehir ve kasabalardaki ölümlerin de büyük kentler kadar ağır olduğunu gösteriyor.

Kuzeydeki 50 bin nüfuslu Tonekabon'da 18 yaşındaki üniversite öğrencisi Sorena Golgun, güvenlik güçleri tarafından pusuya düşürülerek kalbinden vurularak öldürüldü.
Milano'da okumayı hayal eden 23 yaşındaki moda tasarımı öğrencisi Robina Aminian ise Tahran'da vurularak hayatını kaybetti.

kimsesiz olarak gömülmeleri isteniyor

Robina'nın annesi, kızının cenazesini almak için Kirmanşah'tan Tahran'a yaklaşık altı saat yol yaptı. Dönüşte kızını kucağında taşıdı. Ancak güvenlik güçleri, cenazenin şehir dışındaki uzak bir mezarlığa, kimse olmadan gömülmesini şart koştu.

Ölenlerin hepsi protestocu değildi. Kirmanşah'ta 24 yaşındaki hemşire Navid Salehi, işten çıkarken defalarca vurularak öldürüldü.

Kahrizak'ta Cesetler

Çok sayıda protestocunun cenazesi Tahran'daki Kahrizak Adli Tıp Merkezi'ne gönderildi. Oradaki görüntüler o kadar sarsıcıydı ki, Sahanand adlı bir tanık, videoları paylaşabilmek için komşu ülkelerin mobil ağlarını kullanmak amacıyla yaklaşık 1.000 kilometre yol kat etti.

Sahanand, yerde 2.000'den fazla ceset gördüğünü söyledi. BBC bu sayıyı doğrulayamıyor. Ancak Kahrizak'tan çıkan iki videoda BBC Verify ve BBC Farsça, görüntülerde en az 186 ve 178 ceset saydı. Görüntülerin bir kısmı aynı cesetleri gösteriyor olabilir; ancak gerçek sayının çok daha yüksek olduğu düşünülüyor.

'Bu Bir Savaş'

İsminin açıklanmasını istemeyen genç bir kadın, BBC Farsça'ya geçen haftaki olayları tek kelimeyle özetledi:
'Bu bir savaş.'

Protestocuların her zamankinden daha birlik içinde olduğunu söyleyen kadın, artan infaz ve tutuklama korkusu nedeniyle ülkeyi terk ettiğini belirtti:
'Hâlâ İran'da olanların başına gelebileceklerden gerçekten korkuyorum.'

Kaynaklar

Bu habere tepkiniz ne?

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor...