ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik son açıklamaları, Washington ile Tahran hattında tansiyonu yeniden yükseltti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Trump'ın İran'ın küresel petrol ticaretinin kilit noktalarından Hürmüz Boğazı'na müdahale etmesi halinde ülkenin kritik altyapısını hedef alacakları yönündeki tehditlerine resmi bir açıklamayla karşılık verdi. Bekayi, bu tür askeri hamlelerin uluslararası sistemde açık bir ihlal anlamına geldiğini ve asla kabul edilemeyeceğini ifade etti.
Sivil altyapıyı hedef almak uluslararası hukuka aykırı
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, yaptığı değerlendirmede uluslararası savaş hukuku kurallarına dikkat çekti. Hiçbir siyasi veya askeri emrin savaş suçu işlenmesine meşru bir zemin oluşturamayacağını belirten Bekayi, üst makamlardan alınan yönergelerin, bu suçları işleyenlerin cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını dile getirdi. Özellikle köprüler, barajlar ve enerji santralleri gibi doğrudan sivil halkın kullanımına açık altyapı tesislerinin vurulmasını öngören askeri politikaların uluslararası hukukun temel prensiplerini yok saydığı ifade edildi.
"Toplu cezalandırma ve savaş suçu" vurgusu
Açıklamada, sivil tesislerin tahrip edilmesinin yalnızca askeri bir misilleme değil, aynı zamanda sivil halka yönelik bir toplu cezalandırma eylemi olduğuna dikkat çekildi. Bekayi, savaş hukukunu belirleyen sözleşmelere ve uluslararası teamüllere atıfta bulunarak, bu tarz eylemlerin hem uluslararası hukukta hem de ABD'nin kendi iç hukukunda açıkça savaş suçu olarak tanımlandığını ve kesin bir dille yasaklandığını hatırlattı.
Hürmüz Boğazı neden kritik bir öneme sahip?
ABD ile İran arasında yıllardır sık sık krizlere neden olan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ve enerji ticaretinin en önemli geçiş güzergahlarından biri konumunda bulunuyor. Küresel enerji arzının güvenliği açısından stratejik bir dar boğaz olan bu bölgede yaşanabilecek olası bir çatışma, yalnızca iki ülkeyi değil, tüm küresel ekonomiyi derinden etkileme potansiyeli taşıyor. İran yönetimi, geçmişte de askeri ve siyasi krizlerin tırmandığı dönemlerde boğazdaki deniz trafiğini kontrol etme yönünde adımlar atabileceğini belirtmişti.
Donald Trump'ın altyapı hedefli son açıklamaları ve İran'ın verdiği bu sert diplomatik yanıt, bölgedeki stratejik denklemin ne kadar hassas bir dengede durduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. İki ülke arasındaki bu karşılıklı sert uyarıların önümüzdeki günlerde bölgesel güvenliğe nasıl yansıyacağı uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.

