Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsünün yayımladığı raporda, İsfahan'daki nükleer tesise ait yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerinin analiz edildiği belirtildi.
Görüntülerde, nükleer tesiste bulunan tünel girişlerinin büyük ölçüde toprakla kapatıldığı, tesisin orta ile güneyindeki girişlerin tamamen toprak altında kaldığı ve tanınamaz hale geldiği, ek pasif savunma önlemlerine sahip kuzeydeki girişin de toprakla doldurulduğu görüldü.
Girişlerin çevresinde araç hareketliliğinin bulunmaması da dikkati çekti.
'Olası hava saldırılarına karşı hazırlık' değerlendirmesi
Raporda, bu adımın olası bir ABD veya İsrail hava saldırısına ya da özel birliklerin düzenleyebileceği bir operasyona karşı tedbir niteliği taşıdığı değerlendirmesine yer verildi.
Tünel girişlerinin kapatılmasının, olası hava saldırılarının etkisini azaltabileceği, tesis içindeki ekipman ve diğer malzemelere karadan erişimi zorlaştırabileceği ifade edildi.
Benzer hazırlıkların, daha önce Fordo, Natanz ve İsfahan'daki tesislere yönelik 'Gece Yarısı Çekici Operasyonu' öncesinde de gözlemlendiği hatırlatıldı.
ABD merkezli Planet Labs PBC şirketinin ocak sonunda sağladığı uydu görüntüleri de Natanz ve İsfahan'daki nükleer tesislerde bazı inşaat faaliyetleri bulunduğunu ortaya koymuştu.
Uydu görüntülerinde, İsfahan'daki nükleer tesiste çatı inşa edildiği, tesisin yakınındaki bir dağa açılan iki tünelin toprakla doldurulduğu ve üçüncü bir tünelin girişine yeni bir dizi duvar örüldüğü tespit edilmişti.
İran'a yönelik 'Gece Yarısı Çekici' Operasyonu
İsrail, İran ile ABD arasında nükleer müzakere süreci devam ederken, 13 Haziran 2025'te İran'ın çeşitli kentlerinde nükleer ve askeri tesisler ile sivil yerleşim yerlerini hedef alan saldırılar başlatmıştı.
İsrail'e açık destek veren ABD ise 22 Haziran 2025'te, Natanz, Fordo ve İsfahan'daki üç nükleer tesise, yalnızca ABD'nin envanterinde bulunan 'sığınak delici' bombalarla 'Gece Yarısı Çekici' adını verdiği operasyon kapsamında saldırılar düzenlemişti.
ABD Başkanı Donald Trump, saldırıları 'büyük başarı' olarak nitelendirirken, medyaya sızan ilk hasar değerlendirme raporunda bu operasyonun İran'ın nükleer programını 'yok etmediği, yalnızca birkaç ay gerilettiği' öne sürülmüştü.


