Gazze Şeridi'nde silahların susması ve kalıcı barışın tesisi için atılan adımlar, sahadaki son gelişmelerle büyük bir çıkmaza girdi. Hamas'ın İsrail'i 'ateşkesi sabote etmekle' suçlaması, diplomatik masadaki denklemin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Gazze'de haftalardır süren diplomatik iyimserlik yerini yeniden endişeli bir bekleyişe bıraktı. Sahadan gelen son veriler ve Hamas cephesinden yükselen sert açıklamalar, ateşkes sürecinin en kritik virajında yoldan çıkma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. İsrail ordusunun son 24 saatte gerçekleştirdiği ve sivil kayıplara yol açan operasyonları, rutin bir güvenlik prosedüründen ziyade, masadaki anlaşmanın 'ikinci aşamasına' geçişi engellemeye yönelik planlı bir hamle olarak okunuyor.
Çoğu çocuk 7 Filistinlinin hayatını kaybettiği saldırılar, aslında Washington ve Kahire hattında kurulan hassas dengeleri sarsmayı hedefliyor. Hamas'ın açıklamasındaki 'kasıtlı bozma' vurgusu, İsrail'in zaman kazanmaya çalıştığı ve Uluslararası İstikrar Gücü'nün devreye girmesini içeren bir sonraki evreyi fiilen bloke etmeye çalıştığı şeklinde yorumlanıyor.
Diplomatik Masayı Devirme Hamlesi mi?
Hamas'ın garantör ülkelere yaptığı 'baskı kurun' çağrısı, sahadaki kontrolün yavaş yavaş kaybedildiğinin bir işareti. Örgütün, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu süreci 'uydurma bahanelerle' tıkamakla suçlaması, Tel Aviv yönetiminin anlaşmanın şartlarını esneterek yeni bir fiili durum yaratma çabası olarak değerlendirilebilir.
Özellikle Refah Sınır Kapısı'nın açılması ve insani yardımların akışı gibi hayati konulardaki tıkanıklık, krizin insani boyutunu derinleştirirken siyasi çözüm arayışlarını da baltalıyor. İsrail'in bu agresif tutumu, masada verdiği taahhütlerden cayma veya anlaşmanın şartlarını kendi lehine revize etme stratejisi olarak öne çıkıyor. Bu durum, arabulucuların elini zayıflatırken, çatışmanın yeniden alevlenme riskini de maksimum seviyeye çıkarıyor.
Trump'ın Yol Haritası İlk Ciddi Sınavını Veriyor
Mevcut kriz, aynı zamanda ABD Başkanı Donald Trump'ın 20 maddelik iddialı Gazze planının karşılaştığı en büyük test niteliğinde. 9 Ekim'de Kahire'de sağlanan mutabakatın ardından 10 Ekim'de devreye giren ateşkesin, daha mürekkebi kurumadan ihlal edilmesi, Washington'un bölgedeki nüfuzunun sınırlarını zorluyor.
Trump'ın planının omurgasını oluşturan 'yeniden imar' ve 'yönetim devri' gibi maddelerin hayata geçmesi için sessizliğin korunması şart. Ancak İsrail'in devam eden saldırıları, planın ikinci ve en kritik ayağı olan istikrar gücünün konuşlandırılmasını imkansız hale getiriyor. Şu an yaşananlar, taraflar arasında güvenin tamamen tükendiğini ve dışarıdan güçlü bir müdahale olmazsa, bölgenin 20 maddelik barış planından ziyade, kaotik bir çatışma döngüsüne geri döneceğini işaret ediyor.


