Afrika'nın güneyinde yer alan küçük krallık Esvatini'nin, ABD'den sınır dışı edilen göçmenlerin kabulü karşılığında Washington yönetiminden önemli miktarda bir mali destek aldığı bildirildi. Esvatini hükümeti, bu işlem için Amerika Birleşik Devletleri'nden 5,1 milyon dolar (yaklaşık 150 milyon Esvatini Lilangenisi) aldığını resmen doğruladı. Bu ödeme, iki ülke arasında 'Üçüncü Ülke Anlaşmaları' adı verilen özel bir düzenleme kapsamında gerçekleşti.
Maliye Bakanından Açıklama: 160 Kişilik Kota ve Şeffaflık Tartışması
Esvatini Maliye Bakanı Neal Rijkenberg, parlamentoda yaptığı bir açıklamayla, hükümetin bu fonu ABD'den aldığını teyit etti. Rijkenberg, sürece ilişkin şeffaflık konusunda ortaya çıkan tartışmaların hükümet yetkilileri tarafından değerlendirildiğini belirtti. Yerel basında çıkan haberlere göre, imzalanan anlaşma toplamda 160 göçmenin Esvatini'ye kabulünü öngörüyor. Bu anlaşma çerçevesinde bugüne kadar ABD'den sınır dışı edilen en az 15 kişi ülkeye kabul edilmiş durumda. Bu sayı ve ödeme miktarları, anlaşmanın hacmi ve kapsamı hakkında somut bilgiler sunuyor.
Matsapha Cezaevi'nde Tecrit ve İade Planları
Esvatini'ye kabul edilen sınır dışı edilen göçmenlerin durumu, insan hakları çevrelerinde endişe yaratıyor. Başkent Mbabane'deki yüksek güvenlikli Matsapha Cezaevi'nde tutulan bu kişiler, diğer mahkûmlardan izole edilmiş bir şekilde ikamet ettiriliyor. Anlaşmanın bir parçası olarak, bu kişilerin Esvatini'de kalmaları değil, kendi asıl ülkelerine iade edilmeleri planlanıyor. Bu süre zarfında cezaevi koşullarında tutulmaları, insan hakları savunucuları tarafından eleştirilen temel noktalar arasında yer alıyor.
Uluslararası Hukuka Aykırılık ve İnsan Hakları Eleştirileri
Bu uygulama, ilk olarak ABD Başkanı Donald Trump yönetimi döneminde Afrika ve Latin Amerika'da başlatılan ve daha önce Ruanda, Güney Sudan ve Uganda gibi ülkelerin de katıldığı bir programın devamı niteliğindedir. Ancak bu 'Üçüncü Ülke Anlaşmaları' modeli, küresel çapta ciddi eleştirilere maruz kalmaktadır. Göçmen hakları savunucuları, uygulamanın uluslararası hukuka ve mülteci sözleşmelerine aykırı olduğunu savunuyor. Eleştirmenler, bu sürecin sığınmacıların can güvenliğini tehlikeye attığını ve özellikle insan hakları sicili zayıf olan ülkelerin bu tür anlaşmalar için kasıtlı olarak tercih edildiğini belirterek programın derhal durdurulması çağrısında bulunuyor.
Kaynak: AA


