Küba'nın başkenti Havana'da düzenlenen "Antiemperyalist Yürüyüş" sırasında yayımlanan mesajında Raul Castro, kendisine yönelik iddiaları reddetti. Mesajında, halkın ve uluslararası dostlarının gösterdiği dayanışmaya teşekkür eden 94 yaşındaki Castro, "Hayatta olduğum sürece halkın önünde yürümeye ve her an göreve hazır şekilde devrimi savunmaya devam edeceğim" ifadelerini kullandı.
Bu açıklama, ABD makamlarının geçtiğimiz günlerde Miami'de duyurduğu yeni hukuki adımların hemen ardından geldi. Küba yönetimi, bu suçlamaları ülkenin egemenliğine yönelik bir saldırı ve istikrarsızlaştırma girişimi olarak değerlendirdi.
"İstikrarsızlaştırma Planları Sürüyor"
Mitingde konuşan Devrimi Savunma Komiteleri Ulusal Koordinatörü Gerardo Hernandez Nordelo, Küba'nın uzun yıllardır dış baskılara maruz kaldığına dikkat çekti. Nordelo, "Emperyalist çevreler, teslim alamadıkları bu mütevazı duruşumuz nedeniyle bizi asla affetmiyor. Yabancı güçler, ülke aleyhindeki her türlü istikrarsızlaştırma planını sürekli körüklüyor" şeklinde konuştu.
Etkinlikte söz alan bir diğer isim olan Betina Palenzuela ise Küba'nın 67 yılı aşkın süredir çeşitli saldırılarla karşı karşıya olduğunu belirterek, uluslararası toplumun bu duruma daha fazla kayıtsız kalmaması gerektiğini savundu. Mitinge Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ve diğer üst düzey yetkililerin de katılım sağlaması, iktidarın bu süreçteki birleşik tavrını gözler önüne serdi.
ABD'nin Suçlamaları ve İddianamenin Detayları
Gerilimin temelini oluşturan olay, ABD Adalet Bakanlığı'nın Raul Castro ve diğer bazı yetkililer hakkında hazırladığı iddianameye dayanıyor. ABD Adalet Bakan Vekili Todd Blanche, 1996 yılında "Brothers to the Rescue" adlı insani yardım grubuna ait uçakların düşürülmesi ve dört ABD vatandaşının ölümüyle bağlantılı olarak Castro'nun komplo kurmakla suçlandığını açıklamıştı.
Bu hukuki süreç, Küba ile ABD arasındaki ilişkilerde yıllardır devam eden gerilimin yeni bir boyut kazandığını gösteriyor. Küba yönetimi ise bu suçlamaların tamamen siyasi saiklerle hazırlandığını ve ülkenin bağımsızlığına yönelik bir karalama kampanyasının parçası olduğunu belirtiyor. Taraflar arasındaki diplomatik ve hukuki çekişmenin önümüzdeki dönemde nasıl seyredeceği yakından izleniyor.

