Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Onur Keskin, özellikle çocuklar ve gençlerde hızla artan ekran kullanımının dikkat, öğrenme ve zihinsel kapasite üzerinde kalıcı olumsuz etkilere yol açtığını söyledi. Keskin, kontrolsüz ekran süresinin beyin sağlığını tehdit eden önemli bir risk faktörü haline geldiğini vurguladı.
Dijital Hayat Vazgeçilmez Ama Riskleri Göz Ardı Edilmemeli
Antalya'da düzenlenen bir sağlık kongresinde AA muhabirine açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Ahmet Onur Keskin, dijital teknolojilerin günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğunu ancak bilinçsiz kullanımın ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
Dünya genelinde yaşam süresinin uzamasıyla birlikte beyin sağlığının her zamankinden daha önemli hale geldiğini belirten Keskin, 'Beyni ileri yaşlara sağlıklı bir şekilde taşıyabilmek, hem bireyin yaşam kalitesini hem de toplumsal hayata aktif katılımını doğrudan etkiliyor.' dedi.
Sağlık Bakanlığının sağlıklı yaşlanma ve toplum sağlığını önceleyen birçok proje yürüttüğünü hatırlatan Keskin, buna rağmen toplumda beyin sağlığının yeterince önemsenmediğini dile getirdi.
Beyin sağlığının sadece ileri yaşlarda değil, çocukluk ve gençlik döneminden itibaren korunması gerektiğine dikkati çeken Keskin, erken dönemde yapılan hataların ilerleyen yıllarda geri dönüşü zor sorunlara yol açabileceğini ifade etti.
Aşırı Ekran Kullanımı Dikkat ve Öğrenmeyi Zayıflatıyor
Ekran bağımlılığının özellikle çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerine değinen Keskin, bu konuda yapılan çok sayıda bilimsel çalışmanın benzer sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi.
Doç. Dr. Ahmet Onur Keskin, şu ifadeleri kullandı:
'Ekran kullanan çocuk ve gençlerde dikkat eksikliği daha sık görülüyor, zihinsel kapasiteleri yaşıtlarına göre belirgin şekilde düşüyor. Okul başarıları ciddi oranda azalıyor ve potansiyellerini gerçekleştirmelerinin önünde önemli bir engel oluşuyor. Ekranları mümkün olduğunca hayatımızdan uzaklaştırmamız gerekiyor. Tamamen mümkün olmasa da özellikle çocuklar ve gençler için ekran süresini ciddi şekilde sınırlamak büyük önem taşıyor.'
Keskin, sosyal medya kullanımının artmasının yüz yüze iletişimi azalttığını, bunun da hem zihinsel süreçleri hem de sosyal becerileri olumsuz etkilediğini belirtti.
Özellikle gelişim çağındaki bireylerin sosyal ilişkilerden uzak kalmasının empati, problem çözme ve iletişim becerileri üzerinde kalıcı izler bırakabileceğini vurgulayan Keskin, ailelere bu konuda önemli sorumluluklar düştüğünü söyledi.
Diyabet ve Hipertansiyon Beyni Erken Yaşlandırıyor
Beyin sağlığını tehdit eden diğer faktörlere de değinen Keskin, sigara, alkol ve madde bağımlılıklarının yanı sıra diyabet ve hipertansiyonun nörolojik hastalıklarla çok yakından ilişkili olduğunu ifade etti.
Düzenli sağlık kontrollerinin önemine işaret eden Keskin, şunları söyledi:
'Özellikle 30'lu yaşlardan itibaren herkesin yılda en az bir kez tansiyonunu ölçtürmesi çok önemli. Yüksek tansiyon beynimizi doğrudan etkiliyor. Demans ve Alzheimer gelişimini kolaylaştırdığı gibi beyin kanaması gibi son derece ciddi tablolara da yol açabiliyor. Diyabet ise yüksek kan şekeri nedeniyle beynin yaşlanma sürecini belirgin şekilde hızlandırıyor.'
Kafa travmalarının beyin sağlığı açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Keskin, kazalar sonrası yapılan bilinçsiz müdahalelerin hayati riskler taşıdığını vurguladı.
Kaza sonrası kafa travması geçiren kişilerde boyun omurlarında kırık olabileceğini hatırlatan Keskin, 'Bu kişileri bilinçsizce oynatmak omurilik hasarına, kalıcı felce hatta ölüme yol açabilir. Olay yerinde yapılması gereken en doğru yaklaşım, profesyonel sağlık ekiplerinin müdahalesini beklemektir.' dedi.
Sağlıklı Yaşam Tarzı Beyin Direncini Artırıyor
Beyin sağlığının korunmasında yaşam tarzının belirleyici olduğuna işaret eden Keskin, düzenli fiziksel aktivite, zihinsel uğraşlar ve aktif sosyal yaşamın beyin direncini artırdığını sözlerine ekledi.
Keskin, özellikle çocuklar ve gençler için ekran dışında geçirilen nitelikli zamanın, uzun vadede hem zihinsel gelişim hem de ruh sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

