Fidan, İran’ın izlediği politikayı “hiçbir ayrım yapmadan bütün buraları bombalamak” şeklinde tanımlayarak, bunun inanılmaz derecede yanlış bir strateji olduğunu vurguladı.
Bakan, “İran şunun çok iyi farkında: Bölgedeki enerji altyapıları dünya ekonomisi ve enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip. Bu altyapılara yönelik saldırılar bölgeyi tümüyle etkiliyor” dedi.
Savaşın yayılma riskine dikkat
Fidan, mevcut savaşın İran ile sınırlı kalmadığını, bölgenin tamamına yayıldığını belirtti. İran’ın taarruzları ile baskı unsuru oluşturmaya çalıştığını ifade etti.
Bakan, savaşın süresi ve yayılma şeklinin, saldıran tarafların hedeflerine göre değişebileceğini söyledi:
Askeri yeteneklerin ortadan kaldırılması amaçlı harekatlar
Rejim değişikliği hedefleyen askeri operasyonlar
Bu iki farklı hedefin, savaşın süresini ve risk boyutunu etkilediğini belirtti.
Arabuluculuk çabaları ve bölgesel diplomasi
Fidan, Körfez ülkelerinin çoğunun savaşın çıkmaması için çaba sarf ettiğine işaret ederek, şu açıklamayı yaptı:
“Saldırıdan bir saat öncesine kadar Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı savaşın çıkmaması için uğraşıyordu. Ama buna rağmen İran, Umman, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Suudi Arabistan, BAE ve Ürdün’ü hedef alarak saldırdı. Bu hem riskleri ciddi şekilde artırıyor hem de stratejik açıdan son derece yanlış.”
Bakan, Türkiye’nin ve ilgili ülkelerin savaşın daha da kötüleşmesini engellemek için görüşmeler yürüttüğünü de ekledi.
Özet olarak
Fidan, İsrail’i durduracak aktörün Amerika olduğunu vurgularken, Türkiye’nin kriz yönetiminde ve diplomasi süreçlerinde merkezde yer aldığını belirtti. İran’ın ateşkese daha açık olduğunu kaydeden Bakan, savaşın enerji altyapıları ve Gazze üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti ve bölgesel koordinasyonun kritik önemde olduğunu söyledi.

