İYİ Parti Siyaset Akademisi’nin açılış dersinde konuşan Dervişoğlu, dünyada yaşanan hızlı değişimlere işaret etti. Uluslararası hukuk kurallarının göz ardı edildiğini, küresel ticaretin korumacı politikalarla sınırlandığını belirten Dervişoğlu, bu durumun doğal olarak güvenlik endişelerini yükselttiğini ifade etti.
Çatışma alanlarından uzak ülkelerin bile askeri harcamalarını artırdığını, diplomatik teamüllerin zayıfladığını dile getiren Dervişoğlu, gerilimlerin kolayca tırmandığını ve sıcak çatışmaları önlemenin zorlaştığını söyledi.
Değişen konjonktüre uyum çağrısı
Dervişoğlu, günümüzde tehditlerin yalnızca belirli bölgeleri değil tüm dünyayı etkilediğini belirterek, terör, kitlesel göç, dijital manipülasyon ve iklim sorunlarının küresel boyut kazandığını vurguladı.
Bu süreçte toplumların çözümü yeniden devlet kapasitesi, toplumsal dayanışma ve milli egemenlikte aradığını ifade eden Dervişoğlu, Türkiye’nin de değişen küresel şartlara uygun hareket etmesi gerektiğini dile getirdi.
Reelpolitik anlayışın yeniden güç kazandığını belirten Dervişoğlu, duygusal ve ideolojik yaklaşımlar yerine rasyonel karar süreçlerinin önemine dikkat çekti.
Güvenlik politikalarında denge uyarısı
Artan güvenlik ihtiyacının, hükümetlerin güç kullanımını artırabileceğine işaret eden Dervişoğlu, bu durumun denge ve denetim mekanizmalarının zayıflamasına yol açabileceğini söyledi.
Toplumların güvenlik kaygılarıyla yönlendirilebileceğini belirten Dervişoğlu, kutuplaşmanın artmasının kırılganlığı büyüteceğini ifade etti.
Milliyetçilik ve milli kimliğin dışlanmasının çözüm olmadığını vurgulayan Dervişoğlu, bu kavramların göz ardı edilmesinin eşitsizlikleri ve toplumsal sorunları derinleştirdiğini dile getirdi.
“Denge istikrarı sağlayacaktır”
Dervişoğlu, Türkiye’nin bulunduğu coğrafya gereği güvenlik ihtiyacının sürekli olacağını belirtti. Ancak devlet anlayışında özgürlüğün güvenliğe, güvenliğin refaha ya da refahın adalete tercih edilmemesi gerektiğini söyledi.
Devlet yönetiminde kurulacak dengenin, hem devlet gücünü hem de toplumsal meşruiyeti güçlendireceğini ifade etti.
Kalkınma vurgusu: Üretim odaklı ekonomi
Ekonomiye de değinen Dervişoğlu, kalkınmanın üretimden ayrı düşünülemeyeceğini belirtti. Yüksek katma değerli sanayi ve teknoloji üretiminin önemine dikkat çeken Dervişoğlu, toprak ve inşaat rantına dayalı modeller yerine üretim odaklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini söyledi.
Ayrıca, güçlü bir tarım kapasitesinin de ülkenin sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu ifade etti.
