Başbakan Starmer, İngiliz kamu yayıncısı BBC'ye verdiği röportajda, Mountbatten-Windsor'un soruşturma kapsamında gönüllü olarak polise ifade verip vermemesi gerektiğinin sorulması üzerine şunları söyledi:
Bence bu polislerin işi. Kendi soruşturmalarını yürüteceklerdir. Ancak sistemimizin temel ilkelerinden biri, herkesin kanun önünde eşit olduğu ve hiç kimsenin kanunların üstünde olmadığıdır. Bu, her alanda uygulanmalı ve gerçekten çok önemlidir.
Starmer ayrıca, Epstein’le bağlantıları ortaya çıkan eski İngiltere Washington Büyükelçisi Peter Mandelson’ın da ABD Kongresi’nde ifade vermesi gerektiğini vurguladı. Starmer, "Herhangi bir bilgiye sahip olan herkes ifade vermeli. Andrew ya da başka biri, ilgili bilgiye sahip olan herkes ilgili kuruma başvurmalı" dedi.
Mountbatten-Windsor ve Jeffrey Epstein Skandalı
İngiliz basını, ABD’de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla yargılanırken hapishanede ölen milyarder Jeffrey Epstein ile yakın ilişkisi olan eski Prens Andrew’un, kamu görevini kötüye kullanma şüphesiyle gözaltına alındığını bildirmişti.
Mountbatten-Windsor, ABD Adalet Bakanlığı belgelerine göre, Epstein mağduru Virginia Giuffre’in henüz 17 yaşındayken kendisiyle ilişkiye girdiğini iddia etmesi üzerine Kraliyet Ailesi'ne zarar vermemek amacıyla York Dükü dahil tüm ünvanlarından feragat etmişti. Ancak artan baskılar sonucunda Kral Charles tarafından "Prens" ünvanı da elinden alınmıştı.
Mountbatten-Windsor, 2003’ten bu yana kaldığı malikaneye cüzi bir yıllık kira ödemesiyle 75 yıllık kullanım hakkını 1 milyon sterline almış, ancak bu durum vergi ile karşılanan masraflar ve Kraliyet gelirleri üzerinden kamuoyunda eleştirilere yol açmıştı. Baskılar üzerine Windsor Kalesi’ndeki evini boşaltan Mountbatten-Windsor, Sandringham Sarayı arazisindeki bir çiftlik evine taşınmıştı.
Eski eşi Sarah Ferguson’un da Epstein’le arkadaşlığı ortaya çıkmış ve Ferguson’un onursal başkanı olduğu vakıflar, eski York Düşesi ile ilişkilerini sonlandırmıştı. Kendi kızlarını Epstein adasına götürdüğü ortaya çıkan Ferguson’un adını taşıyan Sarah Vakfı ise kapanma kararı almıştı.

