Avrupa, ABD merkezli ödeme sistemlerine olan bağımlılığını azaltmak ve daha güvenli bir altyapı oluşturmak amacıyla yeni girişimler üzerinde çalışıyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen yıl ikinci kez başkanlık koltuğuna oturmasının ardından Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve İngiltere ile diplomatik, savunma ve ticari ilişkiler gergin bir seyir izliyor. Trump’ın Avrupa’nın savunma harcamalarını artırması yönündeki talepleri, Danimarka’ya bağlı özerk bölge Grönland’a ilişkin açıklamaları ve uygulamaya koyduğu gümrük tarifeleri, transatlantik ilişkilerde kırılganlığı artırdı.
Bu gelişmeler, Avrupa’da ekonomik ve finansal alanlarda daha bağımsız bir yapı kurulması yönündeki tartışmaları hızlandırdı.
Ödeme Sistemleri Artık Jeopolitik Bir Konu
Avrupa ülkeleri, nakit kullanımının hızla azaldığı bu dönemde ödeme sistemlerindeki dışa bağımlılığı yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir risk olarak değerlendiriyor. Olası bir siyasi ya da ticari kriz durumunda ödeme altyapısının başka ülkelerin kontrolünde olması ciddi bir tehdit olarak görülüyor.
Avrupa’daki kart ve mobil ödemelerin büyük bölümü hâlen Visa, Mastercard, PayPal ve Alipay gibi Avrupa dışı sistemler üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu tablo, kıtada “finansal egemenlik” tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Dijital Avro İçin Geri Sayım
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, Avrupa’nın acilen kendi dijital ödeme sistemini kurması gerektiğini vurguladı. ECB uzun süredir dijital avro üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.
Dijital avro, ECB tarafından ihraç edilecek ve fiziksel nakdin elektronik versiyonu olarak kullanılacak. Kripto paralardan farklı olarak merkezi bir otorite tarafından denetlenecek ve yasal ödeme aracı kabul edilecek.
Nihai yasal çerçevenin bu yıl tamamlanması, gelecek yıl pilot uygulamaya geçilmesi ve sistemin tam anlamıyla 2029’da devreye alınması hedefleniyor.
Avrupa Ödemeler Girişimi Devrede
Avrupa bankalarının öncülüğünde kurulan Avrupa Ödemeler Girişimi (EPI) ile kıta genelinde birleşik bir ödeme altyapısı kurulması amaçlanıyor. Bu sistemle Visa ve Mastercard’a Avrupa merkezli bir alternatif geliştirilmesi planlanıyor.
Son dönemde AB ülkelerinde, ABD merkezli ödeme şirketlerine bağımlılığı azaltmak için dijital avro sürecinin hızlandırılması gerektiği yönündeki görüşler ağırlık kazandı.
İngiltere de Alternatif Arayışında
Benzer bir hazırlık İngiltere’de de gündemde. Bankacılık sektörünün üst düzey yöneticileri, Visa ve Mastercard’a alternatif ulusal bir sistem kurmak için ilk toplantılarını gerçekleştirecek. Toplantıya, Barclays İngiltere Üst Yöneticisi Vim Maru başkanlık edecek.
İngiltere Ödeme Sistemleri Düzenleme Kurumu’nun 2025 verilerine göre ülkede geçen yıl kart işlemlerinin yaklaşık yüzde 95’i Mastercard ve Visa altyapısı kullanılarak yapıldı. Nakit kullanımının azalmasıyla birlikte bu bağımlılık daha da görünür hale geldi.
Küresel Devler Zirvede
Şirket ve piyasa verilerine göre Visa, 2024’te 257,5 milyar işlem ve 14,2 trilyon dolarlık hacimle küresel ölçekte ilk sırada yer aldı. Mastercard ise 160 milyar işlem ve 9,8 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaştı.
Dünyada en yaygın kullanılan diğer ödeme sistemleri arasında Hindistan merkezli UPI, Çin merkezli UnionPay, Alipay ve WeChat Pay, yalnızca avro cinsinden işlem yapılabilen SEPA, Brezilya Merkez Bankası’nın geliştirdiği PIX, Tayland merkezli PromptPay ve PayPal öne çıkıyor.
Türkiye’de TROY’un Yükselişi
Türkiye’de ise TROY, finansal teknolojilerde bağımsızlık ve dijital ödeme ekosisteminin gelişimi açısından kritik bir rol üstleniyor. TROY logolu kartlarla yapılan işlemlerin toplam tutarı 2025’te bir önceki yıla göre yüzde 125 artarak 4,8 trilyon liraya ulaştı. Sisteminin tutarsal pazar payı ise yüzde 25,3 olarak kaydedildi.
Avrupa’nın ödeme sistemlerinde attığı adımlar, küresel finans dengelerinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.

