Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in 28 Şubat tarihinde başlattığı saldırıların ardından Hürmüz Boğazı’nı kapattığını ilan eden İran ile ABD arasındaki gerilim, yeni bir aşamaya taşındı. Tahran yönetimi, Basra Körfezi’nde yer alan Keşm ve Hürmüz Adası gibi stratejik bölgeler aracılığıyla tüm dış müdahalelere rağmen boğazı kapalı tutmaya devam ediyor. Bu kontrolü sağlamada İran’a en büyük avantajı sunan bölgelerin başında ise Hürmüzgan eyaletine bağlı Sirik kenti geliyor. ABD güçleri, boğazdaki İran denetimini kırmak amacıyla son dönemde askeri operasyonlarının yönünü bu stratejik liman kentine çevirdi.
Hürmüz Boğazı'nın gözetim merkezi: Sirik
Hürmüzgan eyaletinin doğusunda, Umman Denizi’nin girişinde konumlanan Sirik, Basra Körfezi ile Hint Okyanusu’nun birleştiği noktada bulunuyor. Coğrafi konumu itibarıyla kentin İran'a sağladığı bölgesel üstünlük oldukça yüksek bir seviyede. Limanların açık denizlere çıkış noktası olması ve boğazdan izinsiz geçmeye çalışan gemilere yönelik uyarı atışlarının ağırlıklı olarak buradan yapılması, Sirik kentini askeri açıdan vazgeçilmez kılıyor.
Basra Körfezi’ndeki gemi trafiğinin izlenmesine ve kontrol edilmesine olanak tanıyan kent, aynı zamanda İran Silahlı Kuvvetleri’ne ait çok sayıda radar, gelişmiş hava savunma sistemi ve iletişim kulesine ev sahipliği yapıyor. ABD'nin bu bölgeyi hedef almasındaki temel amacın, İran'ın Hürmüz Boğazı çıkışındaki gözetleme ve erken uyarı kapasitesini büyük ölçüde yıpratmak olduğu belirtiliyor.
Sivil altyapı ve su istasyonları vuruluyor
ABD'nin Sirik kentine yönelik ilk ciddi askeri hamlesi 1 Haziran'da bir iletişim kulesinin vurulmasıyla gerçekleşti. Ancak söz konusu tarihten itibaren saldırıların boyutu yalnızca askeri unsurlarla sınırlı kalmadı. İklim şartları gereği kuraklık sorununun yaşandığı ve yıl boyunca yüksek sıcaklıkların etkili olduğu kentte, sivil halkın en temel ihtiyacı olan su dağıtım istasyonları ile elektrik altyapısı da hedef alındı.
Yaşamsal kaynakların vurulması, kentteki sivillerin durumunu olumsuz yönde etkilerken, altyapıya yönelik bu hamlelerin Tahran yönetimini zor durumda bırakma stratejisinin bir parçası olduğu değerlendiriliyor. Dünya petrol ve enerji ticaretinin can damarlarından biri olan Hürmüz Boğazı'ndaki bu tırmanış, uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor. Bölgedeki askeri hareketliliğin önümüzdeki süreçte nasıl bir şekil alacağı ise belirsizliğini koruyor.
