ABD ve İsrail’in 28 Şubat tarihinde başlattığı askeri operasyonların ardından Orta Doğu tam anlamıyla bir barut fıçısına döndü. İran’ın "misilleme" stratejisi kapsamında bölgedeki farklı hedeflere yönelik gerçekleştirdiği saldırıların bilançosu korkutucu boyutlara ulaştı. Yapılan veri analizlerine göre İran, kısa süre içerisinde bölge ülkelerine tam 5 bin 354 füze ve insansız hava aracı (İHA) ile saldırı düzenledi.
Saldırıların Merkez Üssü: Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt
İran’ın gerçekleştirdiği devasa misilleme harekatında en büyük payı Körfez ülkeleri aldı. Toplanan veriler, saldırıların coğrafi dağılımını ve yoğunluğunu çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor:
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE): Toplam saldırıların yüzde 39,30’una maruz kalarak 2 bin 104 mühimmatla en çok hedef alınan ülke oldu.
İsrail: İran’ın doğrudan hedefindeki İsrail, mühimmatların yüzde 15,78’ini (345 füze, 500 İHA) karşıladı.
Kuveyt: Saldırıların yüzde 15,30’u (819 mühimmat) Kuveyt sahasını hedef aldı.
Suudi Arabistan: 654 saldırı ile listenin üst sıralarında yer aldı.
Bahreyn, Katar, Ürdün ve Umman da bu süreçte yüzlerce füze ve İHA’nın hedefi olmaktan kurtulamadı.
Kritik Altyapılar ve Havalimanları Hedefte
Saldırıların ilk gününden itibaren sivil ve stratejik noktalar ağır darbe aldı. 28 Şubat'ta Kuveyt Uluslararası Havalimanı'na düzenlenen İHA saldırısında çalışanlar yaralanırken; Katar, Kuveyt ve BAE hava sahalarını geçici olarak kapatmak zorunda kaldı.
Kritik askeri noktalar da hedef listesindeydi. Bahreyn’in başkenti Manama’da bulunan ve ABD 5. Filosu'na ev sahipliği yapan üs, misilleme dalgasının ilk hedeflerinden biri oldu. Ayrıca Umman’daki Duqm Ticaret Limanı ve Salala Limanı'ndaki yakıt depoları İHA’lar tarafından vurularak devre dışı bırakıldı.
Enerji Hatlarında Yangın ve Tahliye Paneli
İran ile ABD-İsrail hattındaki gerilim, bölgenin can damarı olan enerji tesislerine sıçradı. 12 Mart'ta Bahreyn’in Muharrak kentindeki bir petrol tankerinde çıkan yangın nedeniyle halka "evden çıkmama ve klimaları kapatma" çağrısı yapıldı.
18-19 Mart tarihlerinde ise saldırılar zirve noktasına ulaştı:
Katar: Ras Laffan Sanayi Bölgesi füzelerle vuruldu, bölgede büyük yangınlar çıktı.
Suudi Arabistan: Riyad’da şiddetli patlamalar duyulurken, Yanbu Limanı'ndaki Samref Rafinerisi’ne saldırı girişimleri oldu.
BAE: Fuceyra’daki petrol tesisleri kamikaze İHA’larla vurulurken, ülkenin doğal gaz ihtiyacının %80'ini karşılayan Habşan Doğal Gaz Tesisi şarapnel parçaları nedeniyle faaliyetlerini durdurdu.
Türkiye Sınırında NATO Müdahalesi
Gerilimin Türkiye’ye yansıması ise sınır hattında hissedildi. 4, 9 ve 13 Mart tarihlerinde İran’dan ateşlenen ve Türk hava sahasına giren balistik mühimmatlar, NATO hava savunma sistemleri tarafından anında imha edildi. İranlı yetkililer Türkiye’ye yönelik kasıtlı bir saldırı olmadığını savunarak, yaşanan gerilimden ABD ve İsrail’i sorumlu tuttu.
Hürmüz Boğazı Kapatıldı: Küresel Ticaret Risk Altında
Askeri çatışmaların yanı sıra İran Devrim Muhafızları, 2 Mart itibarıyla stratejik Hürmüz Boğazı'nı kapattığını duyurdu. Boğazdan geçmeye çalışan her geminin hedef alınacağı uyarısı, küresel enerji piyasalarında büyük endişe yarattı.
19 Mart'ta aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 12 ülkenin dışişleri bakanları ortak bir bildiri yayımlayarak; İran'ın saldırıları derhal durdurmasını ve bölge devletlerine yönelik provokatif eylemlerine son vermesini talep etti. Bölgedeki askeri hareketlilik ve diplomatik gerilim kritik seviyede devam ediyor.

