ABD-İran savaşı ikinci haftasına girerken, çatışmaların ne zaman sona ereceğine dair belirsizlik giderek artıyor. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Tahran yönetiminden "şartsız teslimiyet" talep ederken, İsrail ile İran ve Lübnan arasındaki karşılıklı saldırılar aralıksız devam ediyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın bazı ülkelerin arabuluculuk çabalarına başladığını duyurmasından kısa bir süre sonra Trump'ın yaptığı bu net çıkış, çözüm umutlarını gölgede bıraktı.
Trump'ın Teslimiyet Talebi ve Yeni Lider Çıkışı
Trump, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, şartsız teslimiyet dışında İran ile hiçbir anlaşma yapılmayacağını vurguladı. Bu sürecin ardından kabul edilebilir yeni bir liderin seçilmesiyle müttefiklerin İran'ı ekonomik açıdan eskisinden daha güçlü bir hale getirmek için çalışacağını ifade etti. Ancak Trump'ın savaşın hedeflerine dair yaptığı değişken açıklamalar, çatışmaların sınırları aşarak daha geniş bir bölgeye yayılma ihtimalini güçlendiriyor.
Çatışmalar Lübnan ve Körfez Bölgesine Sıçrıyor
İran, ABD askeri tesislerine ev sahipliği yapan çeşitli Körfez ülkelerini ve İsrail topraklarını hedef alarak karşılık veriyor. İsrail ordusu, İran'dan fırlatılan füzeleri tespit ettiklerini ve hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini duyurdu. Bu saldırıların hemen ardından İsrail, başkent Tahran altyapısını hedef alan bir dizi misilleme başlattı. Tahran'daki Mehrabad Havalimanı vurulurken, İsrail ordusuna ait savaş uçaklarının öldürülen Ayetullah Ali Hamaney'in yıkılan yerleşkesinin altındaki bir sığınağı da hedef aldığı bildirildi.
Eş zamanlı olarak İsrail, operasyonlarını Lübnan topraklarına doğru genişletti. Beyrut'un güney banliyölerinin tamamen boşaltılması yönünde benzeri görülmemiş bir tahliye emri veren İsrail güçleri, bölgeyi bombardımana tuttu. Hedefin Hizbullah olduğunu belirten yetkililere karşılık, silahlı grup da Hamaney'in ölümünün intikamını almak için İsrail'e yönelik saldırılar düzenliyor.
Ağır Sivil Kayıplar ve Küresel Ekonomik Etkiler
Çatışmaların bilançosu her geçen gün ağırlaşıyor. İranlı yetkililer, ortak saldırılarda bugüne kadar 1.332 İranlı sivilin hayatını kaybettiğini ve binlerce kişinin yaralandığını bildirdi. İran'ın saldırılarında ise İsrail'de 11 kişi, Amerikan ordusunda ise en az altı asker yaşamını yitirdi. Lübnan Sağlık Bakanlığı, operasyonlar sonucunda 123 kişinin öldüğünü ve 683 kişinin yaralandığını açıkladı. Son dört gün içinde yaklaşık 300.000 Lübnanlı evlerini terk etmek zorunda kalarak sokaklarda sabahlamaya başladı. Öte yandan, savaşın ilk gününde çok sayıda çocuğun ölümüne neden olan bir İran kız okuluna yönelik saldırıdan ABD güçlerinin sorumlu olma ihtimali üzerinde duruluyor ve konuyla ilgili soruşturma devam ediyor.
Savaşın ekonomik yansımaları küresel piyasaları derinden sarsıyor. Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasıyla birlikte Avrupa ve ABD borsalarında sert düşüşler yaşanırken, petrol fiyatları son yılların en yüksek seviyesine ulaştı. Küresel petrol ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği bölgede nakliyecilere güven vermek amacıyla Washington yönetimi, 20 milyar dolara kadar reasürans desteği sağlayacağını duyurdu. İran Devrim Muhafızları ise ABD Donanması'nın Körfez'deki gemilere eşlik etme planlarına meydan okuyarak, bölgedeki herhangi bir ABD varlığını beklediklerini ifade etti.
Silah Üretimine Hız Veriliyor ve Yabancı Müdahale Tartışması
Washington yönetimi, azalan mühimmat stoklarını yenilemek için savunma sanayisi şirketleriyle görüşmeler yürütüyor. Silah üretimini hızlandırma kararı alan Trump yönetimi, operasyonların dört ila altı hafta sürebileceğini öngörüyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun onayıyla, olağanüstü hal gerekçesi gösterilerek Kongre süreci atlandı ve İsrail'e 151,8 milyon dolarlık acil mühimmat satışı onaylandı.
Rusya'nın, Amerikan savaş gemileri ve uçaklarının konum bilgilerini İran ile paylaştığına dair iddialar gündemdeki yerini korurken, İranlı yetkililer Trump'ın yeni lider seçimine müdahil olma isteğini kesin bir dille reddetti. İran'ın Birleşmiş Milletler Elçisi Amir Saeid İravani, yeni liderin tamamen İran halkının iradesiyle ve anayasal süreçlere uygun olarak, dış müdahale olmadan seçileceğini vurguladı. İran yönetimi, yaşanan çatışmaları kışkırtılmamış bir saldırı, Hamaney'in ölümünü ise bir suikast olarak nitelendirmeye devam ediyor.


