ABD Başkan Yardımcısı JD Vance liderliğindeki heyet, İran ile hafta sonu yapılacak görüşmeler için Pakistan’ın başkenti İslamabad’a gitti. Görüşmeler öncesinde taraflar, geçici ateşkes taahhütlerini ihlal etmekle birbirini suçladı.
ABD tarafı, müzakerelerin hızlı bir sonuç üretmesine temkinli yaklaşırken, İran ise yaptırımlar ve bölgesel gelişmelerle ilgili talepler karşılanmadan ilerleme sağlanamayacağını belirtti.
İran’dan Şartlı Katılım: Yaptırımlar ve Lübnan Vurgusu
İranlı yetkililer, görüşmelerin başlaması için bazı temel şartların yerine getirilmesini istiyor. Bunlar arasında yaptırımların kaldırılması ve Lübnan’daki çatışmaların ateşkes kapsamına alınması öne çıkıyor.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Araqchi, bu şartlar sağlanmadan görüşmelerin ilerleyemeyeceğini vurguladı. Taleplerin kabul edilmemesi durumunda sürecin sekteye uğrayabileceği ifade ediliyor.
Washington Şüpheli: Hürmüz Boğazı Belirsizliği
Beyaz Saray yetkilileri, görüşmelerin kısa vadede Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını sağlayabileceğine ihtiyatlı yaklaşıyor. ABD yönetimi, İran heyetinin müzakere yetkisi ve niyeti konusunda da soru işaretleri taşıyor.
ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, enerji arzındaki aksaklıklar ve yükselen fiyatların yarattığı baskı nedeniyle süreci yakından takip ettiği belirtiliyor.
Görüşmeler Öncesi Güvenlik ve Diplomasi Trafiği Yoğun
Vance’in yanı sıra ABD heyetinde özel temsilci Steve Witkoff ve Jared Kushner da yer alıyor. Görüşmeler öncesinde İslamabad’da yoğun güvenlik önlemleri alınırken, Pakistan yönetimi arabuluculuk rolünü güçlendirmeyi hedefliyor.
Öte yandan, Trump’ın İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile yaptığı görüşmede, Lübnan’daki saldırıların azaltılması yönünde mesaj verdiği bildirildi.
Derin Görüş Ayrılıkları: Talepler Çakışıyor
Tarafların müzakere pozisyonları arasında önemli farklar bulunuyor. İran, yaptırımların kaldırılmasını ve bölgesel etkisinin tanınmasını isterken; ABD, nükleer faaliyetlerin sınırlandırılması, füze programının durdurulması ve bölgesel gruplara verilen desteğin kesilmesini talep ediyor.
Bu farklılıklar, görüşmelerin zorlu geçeceğine işaret ederken, diplomatik sürecin geleceği belirsizliğini koruyor.

