İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ilıcak, Türkiye'nin son 60 yılına ait iklim verilerini karşılaştırarak çarpıcı bir tablo ortaya koydu. 1960-1970 dönemi ile 2015-2025 yıllarını kapsayan bivariant (iki değişkenli) harita analizleri, sıcak ve kurak iklim kuşağının kuzeye doğru genişlediğini kanıtlıyor.
Araştırma bulgularına göre, daha önce "orta sıcaklık ve düşük yağış" kategorisinde yer alan İç Anadolu Platosu ve Ege kıyılarının büyük bölümü, artık en sıcak ve kurak sınıfa geçmiş durumda. Eskiden bu uç iklim tipi yalnızca Güneydoğu Anadolu ve Güney Ege ile sınırlıyken, günümüzde bu sınırların çok daha yukarılara tırmandığı görülüyor.
Serin ve Nemli Bölgeler Daralırken Marmara Isınıyor
İklimdeki bu dönüşüm sadece kurak bölgeleri değil, Türkiye'nin en yağışlı noktalarını da etkiliyor. Karadeniz kıyıları ile Kuzeydoğu Anadolu’daki yüksek rakımlı alanlarda "serin ve nemli" karakterin zayıfladığı gözleniyor. Erzurum-Kars platosu ve Doğu Karadeniz gibi bölgeler, sıcaklık basamaklarında üst seviyelere çıkarak eski serin karakterini kaybediyor.
Marmara ve Batı Anadolu’da ise belirgin bir "kahverengileşme" yani kuraklaşma sinyali hakim. Bu bölgelerde yağış miktarında devasa bir düşüş yaşanmasa bile, termal şiddetlenme o kadar baskın hale geliyor ki iklim sınıfları kendiliğinden daha sıcak kategorilere kayıyor.
Kıyı Şeridinde Denizle Paralel Isınma Artışı
Akdeniz Havzası'ndaki klasik iklim değişikliği sinyalleri, özellikle Antalya'dan Mersin'e uzanan hat üzerinde net bir şekilde izlenebiliyor. Prof. Dr. Ilıcak, bu bölgenin artık çok daha sık bir şekilde en yüksek sıcaklık kategorilerinde yer aldığını vurguluyor.
Karasal alanlardaki bu değişimlerin deniz yüzeyi sıcaklıklarıyla paralellik gösterdiğine dikkat çeken uzmanlar, Türkiye'nin bir yarımada olarak hem karadan hem de denizden gelen bir ısınma kuşatması altında olduğunu belirtiyor. İç Anadolu’daki belirgin kuraklaşma eğilimi ile birleşen bu tablo, ülkenin iklim karakterinin önümüzdeki on yıllarda daha da sertleşebileceğini gösteriyor.
